26 04 2011

III. Selim

  III. Selim (1761-1808) Osmanlı padişahlarının yirmi sekizincisidir. Babası III. Mustafai Annesi Mihrişah Sultan'dır. 1789'da amcası I. Abdülhamid'in yerine tahta çıktı. 1807'deki Kabakçı Mustafa isyanı üzerine tahttan indirildi. 1808 yılında öldürüldü. İyi bir öğrenim gören III. Selim, Avrupa'daki ilerleyişe ve yeniliklere ayak uydurmak için saltanatının ilk aylarından itibaren ülkesine ve devlete yeni bir düzen getirmeyi amaç edindi. Bu yüzden de gericilerin düşmanlığını kazandı. Birçok eski kurumlarının yerine yenilerini kurdu. Bunlara " Nizam-ı Cedit" ( Yeni Düzen) adı verildi. Ancak, daha çok " Yeniçeri Ocağı" yerine kurmak istediği piyade sınıfı bu adla anılır. Bu askeri teşkilatı kurmak için Fransa'dan öğretmenler getirtti, Üsküdar'daki Selimiye Kışlasını "Mühendishane'yi" " Kumbarahane'yi" yaptırtı. İmparatorluğun bütün kurumlarında ıslahat yapmaya girişmesi, yenilik düşmanlarını ve yeniçerilerin ayaklanmasıyla sonuçlandı. Kabakçı Mustafa İsyanı diye anılan bu ayaklanma sonunda III. Selim tahttan indirildi yerine veliaht şehzade IV. Mustafa tahta çıkarıldı. Bir süre sonra vezir Alemdar Mustafa Paşa, Rusçuk'ta topladığı bir orduyla İstanbul üzerine yürüdü. Amacı III. Selim'i tekrar tahta çıkarmaktı. Yenilik düşmanları ve yençeriler Alemdar Mustafa Paşa tam saraya girdiği sırada eski padişahı öldürdüler. III. Selim ileri fikirli aydın bir padişahtı. Şiir ve müzik alanında ün yapmıştı. Klasik Türk müziğinde en büyük bestecilerinden biridir. Şiirde " İlhami" takma adını kullanırdı.   ... Devamı

26 04 2011

Hint seferi

Hint seferi Gücerat Hükümdarı Bahadır Şah'a yardım etmek için Kanuni Sultan Süleyman'dan emir alan Mısır Valisi Hadım Süleyman Paşs 1538 yılında Süveyş'ten hareket etti. Süleyman Paşa'nın emrinde 80 gemi bulunuyordu. Süleyman Paşa, Umman Denizine açılmadan evvel Babülmendep Boğazı yakınında stratejik önemi bulunan Aden'i almak istedi. Aden kolaylıkla zaptedildi. ve Osmanlı Devletine bağlandı. Hadım Süleyman Paşa Umman Denizini aşarak 1538 yılında Gücerat sahillerine geldi. Ancak yardım isteyen Bahadır Şah ölmüş olduğundan, Gücerat Hükümdarı olarak Mahmud Şah bulunuyordu. Mahmud Şah ise Portekizlilerle anlaşmıştı. Süleyman Paşa Portekizlilerin elinde bulunan Hindistan'ın batısındaki Diu kalesini kuşattı. yapılan şiddetli çarpışmalara rağmen kale alınamadı ve Hadım Süleyman Paşa geri dönmek zorunda kaldı. Geri dönüşü sırasında Yemen'e uğrayan Süleyman Paşa, buranın mühim bir kısmını Osmanlı Devletine kattı. 1547 yılında  Yemen'in en meşhur kalesi olan Sana, Özdemir Paşa tarfından fethedildi. Özdemir Paşa, Habeşistan'a  da seferler yaparak bie kısmına Osmanlı Devletinin hakimiyetini altına almış oldu. Devamı

26 04 2011

Fas'ın fethi

  Fas'ın fethi Fas'taki saltanat kavgalarından yararlanmak isteyen Sokullu Mehmet Paşa, Cezayir beylerbeyi Ramazan Paşa'yı bu işle görevlendirdi. Ramazan Paşa'nın Abdülmelik'i tahta çıkarmasıyla, Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine girmiş oldu (1576). Bu arada eski Fas Sultanı III. Muhammed de Portekizlilerden yardım istedi. Bu olay Osmanlıları, Hint Okyanusu'ndaki rakipleri Portekizlilerle ikinci kez karşı karşıya getirdi.Fas'ta Osmanlı hakimiyetinin yerleşmesini önlemek isteyen Portekiz kralı büyük bir ordu ile Fas topraklarına çıktı. Gelişmeleri yakından izleyen Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa, harekete geçti. Tanca yakınlarında yapılan (Vadi-üs Sebil Savaşı'nda, Portekiz ordusunu ağır bir yenilgiye uğtattı (1578). Portekiz kralı savaş alanında öldü. Bu savaşın sonunda Portekiz Krallığı, İspanya tarafından ele geçirildi. Böylece Mısır'dan Fas'a kadar bütün Kuzey Afrika, Osmanlıların yönetimi ve denetimi altına girdi. Devamı

26 04 2011

Birinci Balkan Savaşı

    Birinci Balkan Savaşı Trablusgarb Savaşı devam ederken,Rusya’nın kışkırtması ile hareket eden Yunanistan,Bulgaristan ve Karadağ birleşerek Osmanlıyı Balkanlar’dan atmak ve topraklarını paylaşmak karına vardılar.Osmanlı Devleti’nden Hristiyan toplumunun ezildiği gerekçesiyle,Makedonya’da ıslahat yapılmasını istediler.İstekleri kabul edilmeyince,Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar(8 Ekim 1912).Karadağlıların saldırısı ile başlayan savaş,dört cephede birden gelişti.Sırplar,Manastır ve İşkodra’ya;Karadağlılar da Yenipazar’a saldırdılar.Bulgarlar Edirne’ye doğru ilerlediler.Yunan Selanik’i işgal etti.Osmanlı yöneticileri savaş öncesi Rusya’nın Balkanlar’a saldıramayacağı düşüncesiyle ordunun büyükük bir kısmını terhis etmişlerdi.Bakan Savaşı başladığında Osmanlı ordusu düzensiz bir durumdaydı.Orduda siyasi bölünmeler vardı.Bu nedenlerle Osmanlı ordusu her cephede yenildi.Bulgarlar,Kırklareli,Edirne ve Lüleburgaz’ı ele geçirdi ve Çatalca’ya kadar ilerledi.Yunanlılar Ege adalarının ele geçirdiler.Osmanlı Devleti’nin karadan bağlantısınınKalmadığı Arnavutluk,bağımsızlığını ilan etti.Balkan cephesinde bu yenilgiler yaşanırken İttihat ve Terakki Fırkası,Babıali’ye baskın yaparak yönetimi ele geçirdi.Yeni hükümet Edirne’yi kurtarmak istediyse de başarılı olamadı.Avrupa Devletleri’nin aracılığı ile Osmanlı Devleti ve Balkan devletleri arasında Londra Antlaşması imzalandı(1913).Yeni hükümet Edirne’yi kurtarmak istediyse de başarılı olamadı.Avrupa Devletleri’nin aracılığı ile Osmanlı Devleti ve Balkan devletleri arasında Londra Antlaşması imzalandı.Bu antlaşmaya göre;Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki sınırı Midye-Enez hattı olarak kabul edildi.Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarından;G&uu... Devamı

25 04 2011

Sultan I. Ahmet Han

      Sultan I. Ahmet Han (1589-1617) Osmanlı Padişahlarının 14 'üncüsü Birinci Ahmet Han Sultan III. Mehmet'in oğlu olup 1589 yılında Manisa'da doğdu babasının ölümü üzerine 1603 yılında henüz 14 yaşında iken padişah oldu. Devletin yönetimini değerli ellere teslim etti. Saltanatın babadan en büyük oğula kalması geleneğini kaldırarak aileden en yaşlı olanın tahta geçmesi usulünü koydu. I. Ahmet'in ölümünden sonra kardeşi şehzade Mustafa yerine tahta geçti. I. Ahmet Mimar Mehmet Ağa'ya Atmeydanı'nda kendi adıyla anılan Sultanahmet camisini yaptırdı. Padişahlığı zamanında bir taraftan Avrupa devletleriyle, bir taraftan da İran'la savaşlar olmuştur. Ayrıca babası III. Mehmet zamanında Anadolu ve Arabistan'da çıkan Celali isyanları babası III. Mehmet Han'ın isyanları bastırmak için ömrü yetmediği  için oğlu I. Ahmet  Han bu Celali eşkiyaları ile  uğraşıp eşkiyaları otadan kaldırmış, her tarafta asyişi sağamıştır. Padişahlık hayatında en büyük hadise Celali İsyanları oldu. Bu yüzden Avusturya ile sürüp giden savaş istenildiği gibi sona erdirilemedi. İmzalan Zitvatorok Antlaşmasıya göre Kanije, Estergon, Eğri kaleleri Osmanlılarda kalacak ve Avusturya bir defaya mahsus olmak üzere 200 bin kuruş ödeyecekti. Osmanlı Devleti o yıla kadar kendisinden aşağı gördüğü Avusturya ile eşitliği kabul etmek zorunda kaldı.   Saltanatı: 14 yıl Devamı

25 04 2011

Ridaniye Meydan Muharebesi

    Ridaniye Meydan Muharebesi Osmanlı ordusunun kesin zaferiyle neticelenen Osmanlı- Memlük meydan muharebesi. 22 Ocak 1517 tarihinde Kahire yakınlarındaki Ridaniye mevkiinde Osmanlı Memlük Sultanı Tomanbay arasında meydana geldi. Neticesi itibariyle İslam ve Osmanlı tarihi bakımından önemli hadise ve değişikliklere sebep oldu. Yavuz Sultan Selim Han. Osmanlı Devleti aleyhine başka devletlerle ittifak içine giren Memlük Devletine karşı. 1516 yılında Mısır Seferine çıktı.Sina Çölünü beş günde geçerek, Salihiye'ye geldi. Sina Çölünü geçerken yağmur yağınca, her birine dörder ve altışar çekim hayvanının koşulduğu ağır arabalardaki yüzlerce top kumların katılaşması sayesinde kolayca geçirildi. Osmanlı ordusu 21 Ocakta Kahire'ye çok yakın Birket-ül- Hac mevkiinde konakladı. Tomanbay kumandasındaki Mısır-Memlük ordusu Adiliye'deydi Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye köyü ovası önündeki cephesi kuzeydoğuya dönük bir mevzi hazırlayıp bir siper ve gerisine gömülen iki yüz top vardı. Toplar Avrupa'dan getirilmiş olup topçular yabancıydı. Tomanbay'ın taktik planı Osmanlıların taarruzunu önce topçu ateşiyle kırdıktan sonra süvarilerin ve hassa ordusu cündilerin karşı taarruzu ile Osmanlı ordusunu yok etmekti. Memlük ordusunun mevcudu 50.000 civarında bulunuyordu. Yavuz Sultan Selim Han esirlerden ve keşif neticesinde Memlük muharebe usulünü tespit ettirdi. Vakit geçirmeden düşmana son darbeyi vurmak için çok dahiyane ve cüretli bir kararla harekete geçildi. Ridaniye mevziine cepheden taaruz vazifesi yapacak ihtiyati kuvvetleri bıraktıktan sonra asıl kuvvetlerle 21-22 Ocak 1517 gecesi Kahire'nin doğusundaki El-Mukattam Dağını dolaşarak sarktı. Osmanlı topları... Devamı

25 04 2011

Tımarlı Sipahiler

    Tımarlı Sipahiler   Osmanlı tımar sistemi, daha önceki Müslüman Türk devletlerindeki ikta sisteminin gelişmiş şekliydi. Tımarlı sipahilerin temeli, toprak yönetimine dayanıyordu. Tımarlı sipahileri kendilerine dirlik verilen kişileri beslemek zorunda oldukları atlı askerlerdi. Tımarlı sipahilerin tamamı atlı olup, Türklerden meydana gelirdi.Tımar, belirli görevler ve hizmetler karşılığı verilen ve yıllık geliri 1.000 ile 20.000 akçe arasında değişen arazi demekti. Tımarlı sipahiler, aldıkları tımar karşılığında, savaşa, tımarının azlığına veya çokluğuna göre, bir ya dabirkaç atlı askerle gitmek zorundaydı. Her bin sipahi, bir alay beyinin yönetiminde, alay beyleri kendi sancak beylerinin, onlar da beylerbeyinin kumandası altında toplanırlardı. Tımarlı sipahiler, savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarını meydana getirirler; ordu merkezini, yanlardan gelecek saldırılara karşı savunurlardı.Tımar sahipleri öldüklerinde, tımarın bir kısmı çocuklarına veriliyordu. Tımarlı sipahiler, savaşa gitmedikleri zaman, bölgelerindeki asayiş ve güvenliği sağlamakla görevliydiler. Tımarlı sipahiler, Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar, devletin önemli ve en büyük askeri gücüydü. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren, boş kalan tımarların, askerlere verilmeyip, askerlikle ilgisi olmayanlara verilmesi sonucu, tımarlı sipahilerin sayısı azalmaya ve eski önemlerini kaybetmeye başladılar. Devamı

25 04 2011

Prut Antlaşması

    Prut Antlaşması Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılan bir Antlaşmadır. 1711 yılında Çar Petro I'in Osmanlı ordusuna yenilmesi üzerine imzalanmıştır. Antlaşmayı Osmanlılar adına Reisülküttap Ömer Efendi, Ruslar adına da Çar'ın temsilcisi Şapirov imzalamışlardır. Ruslar bakımından çok hafif olan şartları şöyledir. Rusya, Kırım kıyısındadaki Azak kalesini Osmanlı Devletine vermeye razı olmuş diğer kalelerdeki askeri faaliyeti durdurmuştur. İsveç Kralı Carl XII'in ülkesine dönmesine izin verilmiş Polanya iç işlerine karışmaktan vaz geçilmiş toprak bütünlüğü tanınmıştır. Ayrıca İstanbul'daki Hıristiyanları kışkırttığı için Rus elçisinin başkentte bulundurmaması da Rusya tarafından kabul edilmiştir. Fakat antlaşmanın hükümleri kağıt üzerinde kalmış Rusya tarafından uygulanmamıştır. Bunun üzerine Ahmet III, Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa'yı görevinden uzaklaştırılmış Reisülküttap Ömer Efendi'yi idam ettirdi. bir yıl sonra antlaşma hükümlerini uygulamaya mecbur olmuştur. Devamı

25 04 2011

Sırp Karadağ Savaşı

    Sırp Karadağ Savaşı (1876) Sırplar ve Karadağlılar tabi oldukları Osmanlı Devletine karşı 26 Mayıs 1876 yılında birlikte ittifak yaptılar. Bu iki devlet süratle harp hazırlığına koyuldular. 27 Haziranda Sırp Prensi Milan, Osmanlı Devletine bir ültimatom göndererek Bosna'nın verilmesini istedi. Karadağlılar da Hersek'i isteyen bir ültimatom gönderdiler. Osmanlı Hükümeti bunlara red cevabı verdi. Bunun üzerine Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı Devletine savaş açtılar. Savaş ilanı Rusya'da memnunlukla karşılandı ve Sırplara gereken yardım yapıldı. Sırp ordusu Başkumandanlığına Rus Generali Çernayef getirildi.Osmanlı ordusu kumandanı Abdülkerim Nadir Paşa generalinin idaresindeki Sırp ordusunu mağlup ve perişan etti.Karadağ cephesindeki savaşlar ise pek muvafkiyetli geçmedi.Rusya zaten Sırbistan'ın kazanamayacağını biliyordu.Onun niyeti bu savaşlar dolayısıyla müdahalede bulunmaktı.Nitekim bu muharebeler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşının başlangıcı oldu. Devamı

25 04 2011

Sırp isyanı

    Sırp İsyanı Fransız İhtilali üzerine yayılan miliyetçilik fikirlerinden Sırplar da etkilenmekteydi. Bu sırada Osmanlı Devleti'nde merkezi yönetim zayıflamıştı. Avusturya, Osmanlı Devleti'ni zayıf düşürmek için Sırpları isyana kışkırtıyordu. Bütün bunların sonucunda, Sırp isyanı başladı (1804). İsyancıların başındaki Kara Yorgi, önce Avusturya'yı tutarken bir süre sonra Ruslar'a yanaştı. İsyancılar Belgrad'ı alarak buradaki bütün Tükleri katlettiler. Bu sırada Rusya ile savaşa girmesi, Osmanlı Devleti'nin Sırp isyanını bastırmasını zorlaştırdı. Ruslar, Sırpları destekliyorlardı. Türk-Rus Savaşı sonunda imzalanan Bükreş Antlaşması (1812) ileiç işlerinde bağımsız bir Sırbistan Prensliği kuruldu. Ancak, bu antlaşma Sırpları yine de memnun etmedi. Kalelerde Türk askerinin bulunmasına karşı çıkıyor ve Osmanlı Devleti'ne ödeyecekleri, vergiyi ağır buluyorlardı. Bu yüzden, karışıklık bitmedi. Türk kuvvetleri, bunun üzerine Belgrad'a yürüyerek asileri sindirdi (1813). Bundan sonra Sırp isyanı, Aralıklarla devam etti. 1829'da Rusların galibiyeti ile biten savaştan sonra, bağımsızlık yolunda daha geniş haklar tanındı. 1878'de toplanan Berlin Kongresi'nde Sırbistan'ın tamamen bağımsız olması kabul edildi.   Devamı

25 04 2011

Niğbolu Meydan Muharebesi

    Niğbolu Meydan Muharebesi (1391) Osmanlıların Tuna boylarına dayanmaları, Macarları endişeye sevketti. Macar Kralı Sigismund, Papa'ya ve Avrupa Devletlerine destek isteyerek, Türklere karşı yardım istedi. 1395 yıllarında İstanbul'u türkler ikinci defa kuşatılması Avrupa'yı ayaklandırmıştı. Sigismund'un ve Papa'nın çağrısına Hıristiyan Devletler katıldılar. Macar, Fransız, Alman, Leh, İngiliz, İtalyan, İspanyol, Bohemya askerlerinden gelen Haçlı ordusunun sayısı 130.000 bini aşmaktaydı. Bu kuvvetlere Macar Kralı kumandanlık ediyordu. Seferin asıl gayesi, Macaristan ve Bizans'ı kurtarmak olmayıp, Türkleri tamamen ezerek mukaddes Kudüs topraklarını almaktı. Haçlı ordusu Tuna'yı geçerek Niğbolu kalesini kuşatmaya başladı. Kendilerinden ve zaferi kazanacaklarından o kadar emindiler ki, Osmanlı ordusunun kaçtığı haberi yayılmıştı. Niğbolu kalesinde tecrübeli kumandan Doğan Bey bulunuyordu. İstanbul kuşatmasını derhal kaldıran Yıldırım Bayezid yldırım süratiyle Niğbolu'ya altı saatlik mesafeye habersizce sokulmuştu. Büyük bir cesaret göstererek, Macar kıyafetleri giyip gece karanlığında kalenin önüne kadar geldi. Yıldırım Bayezid Doğan bey'e seslendi. Doğan Bey Yıldırım Bayezid'i tanıdı yıldırım Bayezid Doğan Bey'e durumun nasıl diye sordu. Doğan Bey kuşatmanın bir haftadır devam ettiğini kalenin sağlam, erzağın bol olduğunu ve gazilerin dayandığını bildirdi. Yıldırım Bayezid hele dayanın, işte biz vardık deyip muhteşem atının üzerinde karanlıklara dalarak koyboldu. Bu konuşmayı duyan bir düşman müfrezesi Yıldırım Bayezid'i peşine düştüyse de ona yetişemedi. Bir mütted sonra 70.000 bin kişilik Osmanlı ordusu, Haçlılarla Niğbolu'da karşılaştılar (1396). Haçlı ordusunu kıskaç içerisine alan Yıldırım Bayezid Haçlı ordusunu imha etmeye başl... Devamı

25 04 2011

küçük kaynarca antlaşması

    KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI   Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya'sı arasında imzalanan antlaşma (21 Temmuz 1774). Osmanlı Devleti'nin imzaladığı antlaşmaların en ağırlarından biridir. Bazı tarihçilere göre Osmanlı Devleti'nin parçalanma ve dağılma dönemi bu antlaşma ile başlar. Küçük Kaynarca Antlaşması 28 madde bir sonuç ve iki maddelik bir ek kısmından oluşmaktaydı. Başlıca şartlar şunlardı: 1) Kırım, Kuban, Bucak bölgeleri ve bu bölgelerde oturan kabileler tümüyle bağımsız olacak, Çarlık Rusyası ve Osmanlı Devleti onların işlerine karışmayacakdır. Kırım'lılar kendi hanlarını kendileri seçecekler, yanlız din bakımından hilafet makamına bağlı olacaklardır. 2) Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ortodokslar din işlerinde tamamıyla serbest olacaklar Çarlık Rusyası elçisinin bu konularda Osmanlı Devleti'ne yapacağı başvurular dikkate alınacaktır. 3)Karadeniz ve Akdeniz'de Çarlık Rusyası'na ait ticaret gemileri serbestçe dolaşacak,İngiliz ve Fransız gemilerine tanınan haklar bu gemilere de verilecektir.Çarlık Rusyayı,Osmanlı ülkelerinde isteği yerlerde konsolosluk açabilecektir. 4)Osmanlı Devleti,Çarlık Rusyası'na üç taksitte ödenmek üzere 15.000 kese savaş tazminatı ödeyecektir. Devamı

25 04 2011

Kırım'ın Fethi

    Kırım'ın fethi (1475) Kırım Hanı Hacı Giray ölmüş, çocukları arasında saltanat kavgası başlamıştı.Kırım'ın Azak kıyılarında bulunan Kefe ve Mengüp şehirleri Cenevizlilerin ticaret kolonileriydi. Kırım'ın askeri, iktisad ve jeopolitik önemi çok iyi bilen Fatih Sultan Mehmet, üç yüz parçalık bir donanma ile Gedik Ahmet Paşa'yı gönderdi. Kısa zamanda Cenevizlilerin elinde bulunan Kefe, Azak ve Mengüp kaleleri zaptedildi. Fatih Sultan Mehmet'in emriyle Mengli Giray, Kırım Hnı tayin edildi. Bu suratle Kırım Osmanlı Devletinin bir eyaleti haline geldi (1475). Osmanlıların yaptıkları savaşlarda 50 ile 100 bin arasında değişen atlı asker göndermeleriyle Kırım Hanlığı Osmanlı İmparatorluğuna olan sadakatlarını asırlarca devam ettirdiler. Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. Bu sayede Karedeniz'deki Ceneviz üstünlüğü sona erdi ve İpekyolu'nun tüm denetimi Osmanlı Devleti'ne geçti   Devamı

25 04 2011

OSMANLIDA İLK MATBAANIN AÇILMASI

İLK TÜRK MATBAASININ AÇILMASI Lale Devri'nde dış politikada Avrupa devletlerine yakınlık gösterilmeye başlandı.Bu amaşla çeşitli Avrupa ülkelerine elçiler gönderilmişti.Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi de elçi olarak Paris'e giderken, oğlu Sait Efendi'yi de beraberinde götürmüştü.Sait Efendi, bu gezi sırasında gördüğü matbaayı, geri döndüğünde İstanbul'da açmak için girişimde bulundu.Bu konuda İbrahim Müteferrika ile anlaştı.Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın da bu konuda desteğini sağladı.Ancak, bazı ulema, toplum üzerindeki etkilerinin azalabileceği, hattatlar ise işsiz kalacakları endişesiyle matbaanın açılmasına karşı çıktılar.Matbaanın gelmesini protesto için, İstanbul'da bir gösteri yürüyüşü yaptılar.Sadrazam İbrahim Paşa'nın girişimleriyle bir uzlaşma yolu bulundu.Şeyhülislam Abdullah Efendi, dini kitaplar hariç, Türkçe kitap basılmasında sakınca olmadığına dair fetva verdi.Böylece, hem hattatlar gelir kaybına uğramayacaklar hem de matbaada tarih, dil, matematik, coğrafya ve diğer bilim dallarına ait kitaplar basılabilecekti.Bütün zorluklara karşı koymalara rağmen, İbrahim Müteferrika'nın, İstanbul'daki Sultan Selim mahallesindeki evinde ilk Türk matbaası kuruldu(1727).Matbaada, deneme amacıyla ilk olarak, "Marmara Deniz Haritası" ve "Bahriye-i Bahr-ı Siyah" adlı harita basıldı.Matbaada basılan ilk kitap, Vanlı Mehmet'in, "Silhah-i Cevheri" ardındaki sözlüğü oldu.Arapçadan Türkçeye olan bu sözlüğe "Van Kulu Lügatı" dendi.1.000 adet basılan sözlük, 35 kuruştan satışa sunuldu.Matbaanın ikinci olarak, Katip Çelebi'nin "Tuhfet-ül Kibar Fi Esfar-ül Bihar" adlı eseri basıl... Devamı

25 04 2011

bucaş antlaşması

    Bucaş Antlaşması 18 Ekim 1672'de Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında imzalanan antlaşma imzalanan. Ukrayna'da yaşayan Sarıkamış Kazakları Lehlilere karşı Osmanlı himayesini kabul etmişlerdi. Oamanlı Devleti de Kazakların Hatmanı Doreşenko'ya sancak beyliği payesi vermişti. Kazakların Osmanlı hakimiyeti altına girmesini istemeyen Lehistan kralı, Doreşenko üzerine yürüyüp birkaç palangasını aldı. Osmanlı Devleti, himayesine geçmiş bulunan Kazak hatmanına, taarruzdan el çekmesi ve dinlemezse sulha aykırı hareket etmiş olacağını Lehistan kralına bildirdi. Ancak Lehistan kralı, padişahın namesine muvafık (uygun) cevap vermediğinden, 1672'de Lehlilere karşı harp ilan edildi. Köprülü Fazıl Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu süretle Lehistan'a girdi ve Podolya'nın merkezi Kamaniçe'yi aldı (27 Ağustos 1672). Sultan Dördüncü Mehmed'in de katıldığı Osmanlı ordusu, Galiçya'da Lemberg ve Lublin kalelerini zaptetti. Osmanlı ordularının bu ilerlemeleri karşısında Lehistan barış istemek zorunda kaldı. Galiçya Ukraynasında yer alan Bucaş'ta başlayan görüşmeler dörtgün sürdü. 17 Ekim 1672'de imzalanan antlaşmasının önemli maddeleri şunlardır. 1. Leh kralı her sene, Kasımdan kasıma Osmanlı hazinesine 22.000 altın verecek. 2. Podolya ülkesi eski hududuyla ve kalelerindeki cephane ve mühimmatıyla Osmanlılara teslim edilerek Leh kuvvetleri tarafından tahliye olunacak. 3. Ukrayna memleketi eski hududuyla Kazak Hatmanı Doreşenko' verilecek ve bu mıntıkadaki Leh kuvvetleri tamamiyle Ukrayna'yı terk edecek. 4. Podolya eyaletinde zaptedilen ve edilmeyen kırk sekiz palanga Osmanlılara teslim edilecek. 5. Osmanlı Devleti, Avrupa kıtasında herhangi bir devletle muharebe ettiği sırada Leh Devleti, Osmanlılarla savaş yapan devlete ... Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog