27 04 2011

OSMANLI DENİZ YOLLARI

    Osmanlı deniz yolları  Anadolu, ilk çağlardan beri transit ticaretinin yoğun olduğu bir bölgeydi. Bu bakımdan, ülke içindeki hareketlilik, deniz ulaşımını gerekli kılıyordu. Kuzey ve Güney Anadolu limanlarıyla Kırım, Avrupa, Mısır ve Suriye limanları arasında, Selçuklular döneminden beri hareketlilik görülüyordu. Karadeniz, ticari açıdan olduğu kadar, savaş malzemesi ve asker sevki bakımından da önem taşıyordu. Macarristan'da savaşan ordunun demir ve gülle ihtiyacı, İran'daki ordu için Tuna buğdayı Trabzon limanından sevkediliyordu. Anadolu'da üretilen mallar da Karedeniz'in kuzeyindeki Azak, Kefe, Akkirman limanlarına taşınıyordu. Bu limanlar Arasında İtalyan gemiciler de faaliyet halindeydi. Orta Asya'dan başlayıp İran üzerinden Kafkasya'ya ulaşan ticaret malları buradan Balkanlar'a deniz yoluyla taşınıyordu. Oradan da Venedik'e ulaştırılıyordu. Doğudan gelen yolların ikincisi, İran üzerinden Suriye'ye, üçüncüsü ise Hint Denizi ve Basra Körfezi yoluyla yine Suriye'ye yahut Kızıldeniz üzerinden iskenderiye'ye ulaşıyordu. Osmanlılar 16. yüzyılda Akdeniz'in en güçlü donanmasıana sahip olmuşlardı. Bu sayede, iç ve dış ticarette önemli bir güvenlik unsuru oluşmuştu. Böylece Osmanlı barışı meydana gelmişti. Bu gelişme üzerine, Batılılar Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan'a giden yeni bir deniz yolu bulmaya mecbur kalmışlardı. Osmanlı ülkesinde, nehir ulaşımı da önem taşıyordu. Tuna, Fırat ve Dicle gibi büyük nehirler, bölgeler arası mal taşımacılığı bakımından işlek ticaret yolları halindeydi.    ... Devamı

27 04 2011

Celali İsyanları

    Celali İsyanları   Anadolu'da XVI. yüzyıldan  XVII. yüzyılın başlarına kadar devam eden bu isyanlar, bazı yönlerden diğerlerine göre, daha önemli ve çeşitli özellikler gösterii. Celali İsyanlarının başlangıcı, Yavuz Sultan Selim dönemine kadar uzanır. Yavuz zamanında isyan eden Bozoklu Celal, mehdilik iddiasıyla ortaya çıksar. Kısa zamanda çok sayıda taraftar toplar. Sonuçta ortadan kaldırıldıysa da ismi unutulmaz. Bu olaydan sonra çıkan isyanların hepsine "Celali İsyanları" adı verilir. Celali isyanları içinde, devleti en çok uğraştıranları; Karayazıcı, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Kör Mahmut, Katırcıoğlu ve Gürcü Nebi isyanlarıdır. Bunlardan Karayazıcı (Abdülhalim), Haçova Savaşı'ndan kaçmış ve ocaktan kaydı silinmiştir. Uraf taraflarında isyan eden Karayazıcı, etrafına, hükümete kırgın olan devlet adamlarını ve asker kaçaklarını topladı. Kuvvetlerinin mevcudu kısa zamanda 30.000 kişiye ulaştı. Sokulluzade Hasan Paşa'ya yenilen Karayazıcı, Samsun'a kaçtı. ve Canik dağlarında giriştiği çatışmada öldü. Kardeşi Deli Hasan, isyana devam etti. Devleti uzun süre uğraştıran Deli Hasan affedilidi ve Bosna valiliğine getirildi. Burada rahat durmayan Deli Hasan, sonunda idam edildi. I. Ahmet zamanında, Celali isyanları giderek yaygınlaşıp tehlikeli olmaya başladı. İayancılar, Anadolu'nun büyük bir kısmını ele geçirdiler. 1606'da Avusturya savaşlarının sona ermesi üzerine, Sadrazam  Kuyucu Murad Paşa ve Kanije kahramanı Tiryaki Hasan Paşa, isyancılar üzerine gönderildiler. Önce Canbolatoğlu, daha sonra Kalenderoğlu isyanları bastırıldı. Bunlardan Kalenderoğlu, adamları ile birlikte İran'a sığındı. Anadolu'da çok sayıda Celali'nin öldürülmesi sonucu de... Devamı

27 04 2011

Tımarlı Sipahiler

    Tımarlı Sipahiler   Osmanlı tımar sistemi, daha önceki Müslüman Türk devletlerindeki ikta sisteminin gelişmiş şekliydi. Tımarlı sipahilerin temeli, toprak yönetimine dayanıyordu. Tımarlı sipahileri kendilerine dirlik verilen kişileri beslemek zorunda oldukları atlı askerlerdi. Tımarlı sipahilerin tamamı atlı olup, Türklerden meydana gelirdi. Tımar, belirli görevler ve hizmetler karşılığı verilen ve yıllık geliri 1.000 ile 20.000 akçe arasında değişen arazi demekti. Tımarlı sipahiler, aldıkları tımar karşılığında, savaşa, tımarının azlığına veya çokluğuna göre, bir ya dabirkaç atlı askerle gitmek zorundaydı. Her bin sipahi, bir alay beyinin yönetiminde, alay beyleri kendi sancak beylerinin, onlar da beylerbeyinin kumandası altında toplanırlardı. Tımarlı sipahiler, savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarını meydana getirirler; ordu merkezini, yanlardan gelecek saldırılara karşı savunurlardı. Tımar sahipleri öldüklerinde, tımarın bir kısmı çocuklarına veriliyordu. Tımarlı sipahiler, savaşa gitmedikleri zaman, bölgelerindeki asayiş ve güvenliği sağlamakla görevliydiler. Tımarlı sipahiler, Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar, devletin önemli ve en büyük askeri gücüydü. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren, boş kalan tımarların, askerlere verilmeyip, askerlikle ilgisi olmayanlara verilmesi sonucu, tımarlı sipahilerin sayısı azalmaya ve eski önemlerini kaybetmeye başladılar. Devamı

27 04 2011

KUVAYI MİLLİYE

  KUVAYI MİLLİYE   Türkiye'de 1919 ortalarından 1920 sonuna kadar istilacı Yunan ordusunun karşısında savaşan silahlı kuvetler ;kuvayı Milliye; ulusal kuvvetler anlamına gelir. ama kurtuluş Savaşı  bağlamında,yanlız silahlı halk kuvvetlerine ( milis ) değil,Müdafaayı Hukuk veReddi İlhak  kuruluşlarına kongereleri,heyet-i milliyeleri,T.B.M.M'Nİ ve bunlara yardımcı organlarla orduyu'da belirtmede kullanılmıştr.OSMANLI DEVLETİNİ'yle siyasal ve hukuksal hiç bir ilgisi olmayan bu kuvvetler,Halka dayanıyordu.Mondros Mütarekesi'nin ağır koşullarınıkabul etmek zorunda kalan Osmanlı hükümetinin,İzmir'e çıkarak Anadolu'yu ele geçirmeyiamaçlayan Yunan harekatına seyirci kalması üzerine oluşmaya başlayan direniş kuvvetleri hem düzenli ordunun aşağı yukarı ortadan kalkmış olması, hem de halkın güvenini yitirmiş olmasından doğdu.Osmanlı devleti Yunan işgali karşısında ne seferberlik ne de savaş ilan edebilmişti.İzmir'in işgalinden sonra oluşmaya başlayan Kuvayı Milliye zamanla halkın  çeşitli kesimlerinden saygınlık ve güven kazandı.Kuvayı Milliye'nin içinde ulusal duygularla ve yurtseverlik bilinciyle harekete katılan gönüllülerin yanı sıra Kurtuluş Savaşı'ndan önce ve savaş sırasında askere alınmamak için kaçanlar, adeletten kaçan suçlular vb. yer almıştır.Bu ulusal kuvvetler ad olarak Kuvayı Milliye'nin yanı sıra milli kuvvetler, çete,Müfreze,Mücahiddin,Milis, gibi adlarla anılmıştır. Ödemiş kuvayı Milliyesi, Bursa Müfrezesi, Ziver bey müfrezesi,Yahya kaptan Çetesi, fatih vatan taburu,Albayrak müfrezesi  anılıyordu.Komutanlığını ÇerkezEthem'in yapdığı Kuvayı Milliye birliklerine de Kuvayı Seyyare adı verilmekteydi.K uvayı Milliye birliklerin... Devamı

27 04 2011

Osmanlı'nın Kuruluşu

    Osmanlının Kuruluşu 1281 yılında Ertuğrul Gazinin ölümü üzerine oğlu Osman bey Kayı Boyu'nun başına geçti. Osman Bey beyliğin ilk devirlerinde Kastamonu uc beylerindenÇobanoğulları'na bağlıydı. Bu beyliğin ortadan kalkmasıyla doğrudan Türkiye Selcuk devleti'ne bağlı hale geldi. Osman Beyin Bizans'akarşı sürekli gaza yapması bir uc beyliği durumundaki Kayıların dışardan gelen gaziler ve garip yiğitlerle güçlenmesini sağladı. Ayrıca Osman Beyin uclardaki Türkmenler üzerinde büyük nüfuza sahip olan Şeyh Edebali ile akrabalık kurması uclardaki hakimiyetini daha da güçlendirdi. Osman bey bunlarla birlikte Bizans tekfurları ile azemi ölçüde iyi geçinme siyasetini takip etti. Ancak, İnegöl tekfuru Osmanlı karşıtı komşu tekfurlarla ittifak kurmaya çalışıyor, Osmanlıya bağlı Türkmenlere de zarar veriyordu. Bunun üzerine Osman Bey sefere çıktı ve Karacahisar'ı fethetti. Osman Beyin giderek güçlenmesi Bizans tekfurlarını rahatsız etmeye başladı. Tekfurlar Osman Beyi ortadan kaldırmak için plan yapıyorlardı. Durumu öğrenen Osman Bey 1298'de Yarhisar ve Bilecik'i fethettikten sonra beyliğin merkezini Bilecik' taşıdı. Bu fetihlerin gerçekleştiği dönemde Osmanlı Beyliği, Türk Selçuklu Devleti'ne bağlı bir uc beyliğiydi. Türkiye Selçuklu Sultanı III. Aladdin Keykubat'ın İlhanlı hükümdarı tarafından tahttan indirilerek İran'a götürülmesi üzerine Anadolu'da iktidar boşluğu oluştu. Bu boşluktan yararlanarak güçlenen Osman Bey 1299'da bağımsızlığınımilan etti. Yundhisar ve Yenişehir topraklarını da fethedip İzmit'ekadar yaklaştı.   ... Devamı

27 04 2011

Osmanlı akıncıları

    OSMANLI AKINCILARI Akıncılar,Türklerden oluşturulan hafif suvari kuvvetleridir;onlar serhad denilen uçlarda bulunurlardı ve çok mükemmel bir teşkilatları vardı.Düşman memleketine yapılan ilk akınlarda alınan tutsaklardan o memleket hakkında bilgi alınır,daha sonra da yerleşme başlatılırdı.Akıncıların başlıca görevleri,ordunun keşif hizmetini görmek,düşman topraklarındaki araziyi keşfederek orduya yol açmak,böylece düşmanın pusu kurmasına engel olmak,ordunun geçeceği yerlerdeki ürünleri koruma altına almak,aldığı tutsaklardan durumu tespit etmek,ırmak geçitlerini belirleyip köprü kurmaktı.Bu nedenle akıncılar,esas ordudan dört beş günlük bir uzaklıkta ileride bulunurlardı.Bunlar,şimdiki motorize birlikleri gibi,o devre göre çok süratli hareket ettikleri için halkın morali üzerine etki yaparak onları sindirirlerdi.Akıncılar,canların feda edercesine giriştikleri bu akınlarda,pek çok ganimet elegeçirirlerdi.Osmanlı akıncıları,çeşitli bölgelerde bulunurlardı;her birinin bir akıncı kumandanı vardı.Akıncılardan 1000 kişinin komutanına binbaşı denirdi.Bunların hepsinin başında da akıncı beyi adı verirlen akıncı kumandanı(sancakbeyi)bulunurdu.Düşman ülkesine karşı yapılan bir akının ,akın adı alabilmesi için o saldırının kesinlikle akıncı kumandanlarının emrinde olması gerekirdi;eğer akıncı kumandanı,bizzat gitmez ve akına gönderdiği kuvvet 100 ve 100’den fazla olursa o akına haramilik,100 kişiden az olursa çete denirdi.Onların bölge kimin akıncıları olduğunu,ad ve kimliklerini gösteren defterleri vardı.Akıncılar,tımarlı ve vergilerden muaf olmak üzere ,iki sınıf idiler.Akıncılar,Rumeli’de ayrı ayrı ocak halinde ve çeşitli yerlerde bulunurlar ve kumandanlarının adlarıyla anılırlardı.Osmanlıların ilk istila döneml... Devamı

26 04 2011

Osmanlı Tarihi Kronolojisi

  Osmanlı Tarihi Kronolojisi   1299-Osmanlı İdaresinin Bağımsız bir devlet halini aldığı sayılan geçerli tarih. 1326-Bursa'nın fethi. 1354-Şehzade Süleyman paşa'nın Rumeliye geçişi. 1364-Sırpsındığı Zaferi. 1376-Bulgaristan krallığının Osmanlı Egemenliğine girmesi. 1386-Sofya'nın fethi. 1389-Birinçi Kosava Savaşı ve murad Hüdavendigar'ın Şehit edilmesi,Yıldırım Beyazit'in tahta çıkışı,Sırbistan'ın uyrukluğu altına girmesi. 1391-Selanik'in fethi. 1396-Niğbolu Zaferi. 1402-Ankara felaketi,Yıldırım Beyazit'in esir düşmesi ve Osmanlı Devletin'de anarşi balangıcı,Timurlenk'in İzmir'i fethi. 1413-Mehmed Çelebi'nin Musa çelebi'yi yenerek Edirnede tahta çıkışı. 1432-ıı Mehmed (fatih) Edirnede doğumu. 1444-ıı Mehmed Edirnede tahta çıkışı.ıı Murad'ın Varna Zaferi. 1448-İkinçi Kosava Savaşı. 1453-(29 Mayıs) 1453 İstanbul'un fethi ve Başkent oluşu. 1461-Trapzon ve Mora'nın zaptı. 1462-Midilli adası'nın fethi. 1463-Bosna Krallığı'nın fethi. 1466-Konya'nın zaptı,Karaman Devleti'nin çöküşü. 1470-Fatih Camisi'nin Tamamlanması. 1472-Topkapı Sarayının inşası. 1473-Otlukbeli Zaferi. 1480-İtalya'da Otranto'nun fethi. 1485-İlk Osmanlı-Mısır Savaşı. 1495-(24-25Şubat) Cem Sultanın ölümü. 1499-İnebahtı fethi. 1512-Yavuz Sultan Selim'in tahta çıkışı. 1514-(23-Ağastos) Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi. 1515-Haliç tersanesi'nin Osmanlı Bahriyesine Merkez olması. 1516-(23-Ağastos) Yavuz Sultan Selim'in Merc-i Dabık Zaferi. 1517-(22-ocak) Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Zaferi,Hilafetin Osmanlıya geçişi,Mısır'ın fethi, Hicaz'ın Osmanlı Topraklarına katılması Emanet-ı Mukaddese'... Devamı

26 04 2011

Rodos'un Fethi

    Rodos'un Fethi Kanuni sultan Süleyman Hanın Rodos Şövalyelerinin elindeki Rodos ada ve şehrini 29 Aralık 1522'de ele geçirmesi. Anadolu'nun güneybatısında bulunan Rodos Adası ilk olarak 672 yılında hazret-i Muaviye zamanında Bizanslılardan alındı. Ada, 680'de tekrar Bizanslılara geçti. Daha sonra Akka'dan kovulan Hospitalier şövalyeleri buraya yerleştiler (1291) Hıristiyanların en kuvvetli  ileri karakolu oldu. Anadolu ve Mısır'a yönelik Haçlı seferlerinde üs olarak kullanıldı. Fethi için birçok seferler düzenlendiyse de  muvaffak olunamadı. Fatih Sultan Mehmed Han zamanında fethe yaklaşıldı ise de yine muvaffak olunamadı. (1480). Cem Sultan'ın Rodos şövalyelerinin eline geçmesi, onları daha azgınlaştırdı. Beyazid Handan sonra tahta geçen Yavuz Sultan Selim Hanın Mısır!ı fethetmesiyle Rodos'un önemi daha da arttı. Anadolu'dan Mısır'a giden deniz yollarının emniyetini tam olarak temin adilmesi artık kat'ı bir zaruret haline almıştı. Yavuz Selim Han bu maksatla hazırlıklara girişilmesini emretti. Ömrünün vefa etmemesi yüzünden Rodos'un fethi oğlu Kanuni Sultan Süleyman Hana kaldı.Kanuni, Belgrad'ı fethettikten sonra, Avrupalıların kendi içişleriyle uğraşmalarından da istifade ederek, Rodos'u fethetmeye karar verdi. Kanuni'nin bu niyetini öğrenen şövalyelerin başı Vilye dö Lil Adam, hazırlık yaparak, şövalyeleri topladı ve yiyecek stoku yaptı. Seferin serdarlığını ikinci Vezir Mustafa Paşa tayin adildi. 300 harp ve 400 nakliye gemisinden meydana gelen donanmanın sevk ve idaresi ise Barboros Hayreddin Paşanın yanında yetişen meşhur amiral Kurdoğlu Muslihiddin Reis'e verildi. 4 Haziran 1522'de İstanbul'dan donanmayla harekete geçen Mustafa Paşa, 2... Devamı

26 04 2011

İstanbul'un Fethi

    İstanbul'un Kuşatması ve Fethi (29 Mayıs 1453)     Osmanlı Padişahı Sultan II. Mehmet 1453 Nisanında İstanbul surları önüne geldi. 200.000 bin kişilik ordusuyla şehri kuşattı. Ayrıca Baltaoğlu Süleyman Bey kumandasındaki Osmanlı Donanması da Haliç önlerine geldi. Kuşatma sırasında Bizanslılara yardım için gelen beş Ceneviz gemisini Baltaoğlu yakalayamadı. Buna çok canı sıkılan Sultan II. Mehmet donanma komutanı Baltaoğlu'nu görevden aldı. Ertesi gün geceleyin de Türk donanmasının karadan Galata sırtlarından, Haliç'e indirilmesini emretti. Bizanslılar, Haliç önüne daha kuşatmadan önce kalın zincirlerle kapatmış olduklarından, denizden Haliç'e girilemiyordu. 72 parçalık Osmanlı donanmasını Haliç'de gören Bizanslılar hayret ve korkuya kapıldılar. Türk toplarının açtığı gedikleri, Bizanslılar, gece gündüz çalışarak kapatıyorlardı. Fakat o güne kadar, böyle dehşetli bir kuşatma görülmemişti. II. Mehmet ikinci defa yaptığı teslim teklifini Konstantin kabul etmedi. Bunun üzerine Sultan II. Mehmet son hucumu yapmaya karar verdi. Topladığı Harp meclisinde gayet tesirli bir konuşma yaparak, şehri almakta ne kadar kararlı olduğunu gösterdi. Nihayet 29 Mayıs sabahı Sultan Mehmet sabah namazını kıldı. ve Müslüman Türk askerinin muzafferiyeti için Allah'a (C.C) niyazda bulundu. Kılıcını kuşanıp, atına binerek ön saflara geldi. Türk topları dehşetli bir ateşe başladılar. Bu arada ordunun içinde dolaşan Akşemseddin ve Molla Gürani'nin dervişleri, askeri teşvik ediyorlardı. Gittikçe bin yıllık Bizans'ın sonu yaklaşıyordu. En şiddetli çarpışmalar, bugünkü Topkapı ve Edirnekapısı arasında devam ediyordu. Nihayet Ulubatlı Hasan Osmanlı sancağını Topkapı surları üze... Devamı

26 04 2011

OSMANLI-1400-1450-KRONOLOJİSİ

    OSMANLI-1400-1450-KRONOLOJİSİ 1401: Beyazid Erzincan'da. 1402: Ankara Savaşı (28 Temmuz), Timur'un İzmir'i Hıristiyanlardan alması. 1403: Beyazid'in Akşehir'de ölümü (8 Mart), Timur'un Anadolu Beyliklerini canlandırması, Şehzadeler arasında saltanat çatışmalarının başlaması, Süleyman ile Hıristiyan devletler arasında antlaşmalar, Selanik'in Bizanalılara geçmesi. 1406: Mehmet ve Süleyman arasında savaş. 1410: Süleyman'ın Musa'yı Rumeli'de yenmesi (15 Haziran-11 Temmuz). 1411: Musa'nın Süleyman'ı yenmesi ve İstanbul'u kuşatması. 1412: Mehmet ile Manuel arasında Musa'ya karşı anlaşma. 1413: Mehmet'in Musa'yı Sofya yakınlarında yenmesi (5 Temmuz). I. Mehmed'in Osmanlı topraklarını birleştirmesi, Karamanlıların Bursa'yı kuşatması. 1414: I. Mehmet'in Konya'yı kuşatması ve Hamidili'ni yeniden fethi. 1415: Mehmet çelebi'nin Batı-Anadolu seferi, Venedik ile anlaşmazlık. 1416: Beyazid'in oğlu Mustafa Rumeli'de, Pİetro Lorendano'nun Osmanlı donanmasını Gelibolu'da tahrip etmesi (29 Mayıs). Şeyh Bedreddin isyanı, bastırılması ve idamı, Mirça'nın Silistre ve Deliorman'ı istilası, I. mehmet'in Candaroğullarının topraklarını istilası. 1417: I. Mehmet'in Canik'e seferi. 1419: Mirça'yakarşı sefer. 1421: Ii Mehmet'in ölümü, II. Murat Bursa'da Rumeli Mustafa'nın kontrolünde. 1422: Mustafa'nın Ulubat'tan çekilmesi ve Edirne'de idamı, II. Murat'ın İstanbul'u kuşatması kardeşi Mustafa'nın Anadolu'da isyanı. 1423: II. Murat'ın Mustafa'ya yenilmesi, Turuhan Bey Mora'da. 1423-30: Selanik Venediklilerin hakimiyetinde, Osmanlı-Venedik Savaşı. 1424: Osmanlı-Bizans barış anlaşması. 1425: Osmanlıların İzmir'i ilhakı... Devamı

26 04 2011

Yavuz Sultan Selim Han

    Yavuz Sultan Selim Han   Birinci Selim Han Osmanlı sultanlarının Dukuzuncu islam halifelerinin 74 südür.Yavuz,da denir.ikinci beyazid han,ın oğludur. Annesi Dulkadırlı ailesinden Aişe hatundur.1470 yılında amasyada doğdu. arap,fars dilleriyle yüksek din fen ilimleri öğrendi.askeri sevk ve idare.devlet yöneticiliğini öğrenmek için şehzedeliğinde trabzon valiliği,ne gönderildi. Trabzonda başlayan devlet idaresinde pehlivan yapılı vucuduyla devrin silahlarını kullanmada mahareti müslamanlara hayranl düşmanlara korku ve dehşet veren azamet ve celaletini gösterdi.daha şehzadeliğinde 1507 yılında trabzon'dan bayburt'a kadar fetihlerde bulundu. babası ikinci beyazid han hayatta olmasına rahmen şehzade ahmed ve korkud osmanlı sultanı olmak için,faliyetlerde bulunduğu için şehzade selim de harekete geçti. uzun mücaleden sonra 24 nisan 1512 tarihinde osmanlı sultanı olup babası ikinci beyazid han'ı. yılda iki milyon akçe tahsilatla dimotoka'ya büyük hürmet gösterek yolcu etti. babası 26 mayıs 1512 tarihinde yolda vefat etti. sultan selim han tahta geçtikden sonra 1512 ve 1513 yıllarında iç meselleri haletti safevi devleti'ne sefere çıkmadan önce eflak boğdan,macar,venedik ve mısırla barışın devamı için anlaşma yaptı. 1514 nisan'ında istanbul'dan yola çıkıldı ÇALDIRAN ZAFERİ şah'ı ismail'i kumandasındaki safevi ordusu 23 temmuz1514 tarihinde çaldıran ovasında muharabeye tutuşdu. savaşı osmanlı ordusu kazandı 1516 haziran'ında mısır seferi başladı. Sultan Selim Han 1516 Haziran'ında Mısır Seferine çıkıp Osmanlı Donanması da Suriye sahillerine gönderildi. Sultan Selim Han, Mısır elçisi Moğolbay'ı ülkesine geri gönderirken, ( Efendine söyle, Merc-i Dabık'ta karşıma &c... Devamı

26 04 2011

Arnavutluk'un Fethi

    Arnavutluk'un Fethi (1479) Arnavutluk ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler I. Murat zamanında başladı. Osmanlı ordusunda yetişmiş ve sancak beyliğine kadar yükselmiş olan Arnavut Prensi İskender Bey, II. Murat zamanında Arnavutluk'a giderek ayaklanmış. üzerine gönderilen kuvvetleri yenilgiye uğratarak Arnavutluk'ta prensliğini ilan etmişti. İskender Bey Osmanlı Devletini uzun süre uğraştırdı. Fatih Sultan Mehmet Arnavutluk'a düzenlediği üçüncü seferinde Arnavutluk'u Osmanlı Topraklarına kattı. Devamı

26 04 2011

Hünkar İskelesi Antlaşması

    Hünkar İskelesi Antlaşması Osmanlı Devletinin bütünlüğünü sarsacak gibi görünen Mısır meselesini halletmek isteyen Sultan İkinci Mahmud Han Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşmasıyla ittifak akdine mecbur kaldı. II. Mahmut, zorla kabul ettirilen bu çözüm şeklinden memnun olmadığı gibi, Mehmet Ali Paşa'nın yeni bir saldırı karşısında, Fransa ve İngitere'ye güvenilemeyeceğini düşünerek Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması'nı imzaladı. 8 Temmuz 1833’te imzalanan antlaşma, 6 açık ve biri gizli olmak üzere yedi maddeden meydana geliyor ve 8 sene için geçerli sayılıyordu. Antlaşmanın açık maddelerinde. Buna göre; -Omanlılar ve Ruslar, bir savaş sırsında birbirlerine yardım edecekler, -Osmanlı Devleti herhangi bir saldırıya uğrarsa, Rusya asker göndererek yardım edecek, -Rusya bir saldırıya uğrarsa, Osmanlı Devleti, Boğazları kapatacak, -Antlaşma sekiz yıl geçerli olacaktı. Fransa ve İngiltere antlaşmanın imzalandığını öğrenir öğrenemez antlaşmayı protesto ettiler.    Bir İngiliz donanması İzmir önlerine geldi. Avusturya Hünkâr İskelesi Antlaşmasının sakıncalarını Çar hükümetine anlattı.    Çar Nikola antlaşmayı bozmamakla birlikte şartlarını yerine getirmeyeceğini söyleyerek ortalığı yatıştırdı. Zaten mecburiyetlerden doğan antlaşma tatbik edilmedi. Devamı

26 04 2011

Sultan Ahmed Camii

Sultan Ahmed Camii  |  görsel 1

    Sultan Ahmed Camii Sultan 1. Ahmed saltanatının altıncı yılında,İstanbul’a muhteşem bir sanat eseri kazandırmak  istemiş ve Sermimar Sedefkar Mehmed Ağa’yı vazifelendirmişti.8 Ekim 1609 tarihinde Atmeydanı’nda temel kazılarına başlandı ve 1616 yılındainşaat tamamlandı.9 Haziran 1617 günü de kubbenin kilit taşının konulmasışerefine,büyük bir ziyafet tertip olundu.Türkiye’nin altı minareli bu tek camii’ninyapımı için masraf defderlerindeki kayıtlara göre, 181 milyon 102 bin 944 akçesarfedilmişti. Cephesi 72,yanları 64 metre olmak üzere,kareye yakın bir plan üzerineyapılan Sultanahmed Camii,ana kubbe ve onun çevresindeki dört yarım kubbeyleörtülüdür.Ayasofya kubbesi çapında 2.60 metre daha geniş olan 33.60 metreana kubbe dört kemere bağlanmış,kemerler de mermer fil ayakları üzerine oturtulmuşlardır.Merkezi kubbenin dört yanından üçer şerefli dört minare yükselir. Sultan 1. Ahmed camii İstanbul’un tarihi bakımından en önemli eserlerindendir.İç avlunun cephe duvarı uçlarında ikişer şerefli iki minare daha vardır.Toplam 16 şerefeni,1.ahmed’in 16. padişah olduğuna dalelet ettiği söylenirki,Sülayman Çelebi ile Musa Çelebi’ye de Osmanlı padişahları listesinde yer verildiği takdirde bu iddia doğruluk kazanır.Mermer zeminli ve ortası şadırvanlı iç avlu, cami ile aynı ebattadır.Burası 26 kemerli bir revakla çevrilmiş revakların üzeri 30 yarım kubbe ile örtülmüştür.Dış avluya bakan 38 penceresi vardır.İç avluya açılan ve ilk defa bu camide yapılan tunç kanatlı üç kapı , son derce sanatkarhane işlenmiştir.Ortadaki şadırvan 6 mermer sütunlu bir saçakla gölgelenir.Abdest muslukları cami’nin iki yanındaki yan duvarlardır.Avrupalıl... Devamı

26 04 2011

Osmanlının I. Dünya Savaşın Girmesi

Osmanlının I. Dünya Savaşın Girmesi |  görsel 1

    Osmanlının I. Dünya Savaşın Girmesi 19.yüzyılın sonlarından itibaren,Osmanlı Devleti çöküş dönemine girmişti.1878’den sonra İngiltere Osmanlı Devleti’nden desteğini çekmiş,Osmanlı toprak bütünlüğünü savunmaktan vazgeçmişti.Bu tarihten sonra Almanya ise ham madde kaynağı ve Pazar olarak ittifak isteğini,İngiltere ve Fransa’ya bildirdi. Ancak bu çabaları bir sonuç vermedi.Çünkü Rusya’nın boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki Emelleri ve İngiltere’nin Almanya-Osmanlı ilişkilerinin kesilmesini istemesi nedeniyle sonuca varılamadı.Bu durum Osmanlı Devleti’ni ister istemez Almanya ile anlaşmaya yönetildi.Osmanlı yönetimindeki etkin olan İttifak ve Terakki Partisi’nin liderleri,Almanya’nın Avrupa’da oluşturulduğu güce dayanarak onunla birlikte yeniden güçleneceklerini ve yakın dönemde kaybedilen yerleri geri alabileceklerini düşünüyorlardı. Ayrıca Osmanlı Devleti yüzyıllardır İngiltere ve Fransa’ya tanınan kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye İdaresi yüzünden ekonomik baskı altındaydı.Almanya’nın yanında savaşa katılır ve savaş kazanılırsa bu ekonomik baskının biteceği düşüncesini taşıyorlardı.Almanya’nın savaşı kazanacağına o kadar inanılmıştı ki Rus,İngiliz,Fransız sömürgelerindeki Türk ve Müslümanların özgürlüğe kavuşturulacağı bile düşünülüyordu.İtilaf Devletleri,bu savaşta Osmanlı Devleti’nin tarafsız kalmasını istiyorlardı.Almanya ise Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi taraftarıydı.Çünkü Osmanlı Devleti,Kafkasya’da Rusya ile Süveyş Kanalı’nda İngilizlerle savaşırsa Almanya’nın yükü hafifleyecekti.Yine Almanya Osmanlı Devleti’nin asker gücü ve ha... Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog