30 04 2011

Plevne Savaşları

Plevne Savaşları 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Rumeli cephesinde gecen önemli çarpışmalardır. ( 93 Harbi) de denir. Birinci Plevne savaşı 20 Temmuz 1877'de Rus ordularının topcu ateşinden sonra Plevne'ye saldırısı ile başladı. Fakat Osman Paşa komutasındaki Türkler, düşmana 3.000'e yakın ölü verdirerek saldırıyı püskürttüler. Ruslar 30 Temmuz ayında daha büyük kuvvetlerle Plevne'ye saldırdılar. Osman Paşa bu sefer de Ruslara ağır kayıplar verdirterek düşmanı yeniden bozguna uğrattı. Bunun üzerine Çar II. Aleksander ordularının komutasını bizzat üzerine aldı. Bütün Rus yedekleri cepheye sürüldüğü seçme Kazak birlikleri ateş hattına gönderildiği halde ve Romen Prensi Kerol'un gönderdiği takviyeye rağmen Plevne yine düşmedi. Bu savunma bütün dünyanın ilgisini çekmiş ünlü savaş muhabirleri cepheye gönderilmişti. Eylül ayının ilk haftasında şiddetli Rus topçu ateşi ve hücumları altında Plevne kalesi dayanmaya devam etti. Rusların kaybı 50.000'i geçmişti. Fakat Plevne'de de şiddetli bir cephane ve yiyecek sıkıntısı baş göstermişti. Ruslar 2 Kasım'da Osman Paşa'ya nazik bir dille teslim olmayı teklif ettiler. Osman Paşa bu teklifi 13 Kasım'da reddetti. Tek çıkar yol olarak başvurulan yarma hareketi de başarılı olmadı. Osmanlı kuvvetleri 2.500 şehit, 3.000 yaralı verdiler. Osman Paşa'nın atı vuruldu. kendisi dizinden yaralandı. Bunun üzerine askerlerini daha fazla kırdırmamak için teslime razı oldu. 12 Aralık'ta Çar'la görüştü. Çar Osman Paşa'ya hayranlığını bildirdi ve kendisini tebrik etti. Osman Paşa bütün askeri yazarlarca dünya çapında bir asker olarak kabul edilmiş uyguladığı savunma sistemi incelenmiş, Avrupa Harp akedemilerinde öğ... Devamı

30 04 2011

Mondros Mütarekesi

Mondros Mütarekesi Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devletiyle İtilaf Devletleri arasında imzalanan mütareke (30 Ekim 1918). Eylül 1918’e gelindiğinde savaşın Türkiye ve müttefikleri İçin kaybedildiği kesin olarak anlaşılmıştı. Ninitekim Bulgaristan 29 Eylül’de ve Almanya da 4 Ekim’de ABD’ye Başvurarak barış istedir. Bu durumda Osmanlı Devletinin De yapacağı başka bir şey kalmamıştı. anadolu sınırına dayanmış, batıda Bulgaristan'ın çekilmesiyle Makedonya cephesi çökmüş ve İstanbul doğrudan İtilafDevletlerinin tehdidi altına girmişti. Bu şartlar altında Türkiye deTürkiye de 5 Ekim mütareke için ABD Başkan Wilson'a başvurduTürkleri tarihinin en büyük felaketine götüren Talat Paşa başkanlığındaki İttihat ve Terakki Hükümeti istifa etti(8 Ekim). 14 Ekimde İzzed Paşa  Başkanlığında yeni bir hükümetin kurulmasından sonra Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri temsil eden İngiliz Amiral Calthorpe arasında barış  Görüşmeleri Limmi Adasının Mondros Limanında başladı. (27 Ekim 1918).  Görüşmelerde Türkiye'yi Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) Bey başkanlığında  Hariciye Nezareti Müşteşarı Reşat Hikmet ve Miralay Sadullah Bey temsil  Etti.Görüşmelerin başlamasıyla birlikte Calthorpe önceden hazırlamış oldukları bir metni Osmanlı delegelerine okudu. Calthorpe, Osmanlı Hükümetinin bu metni imzalamaktan başka çaresinin bulunmadığını, aksi takdirde İtilaf Devletlerinin askeri harekatı sürdürerek daha ağır barış şartları ileri sürebileceğini söyledi. Türk delegelerinin çabalarına rağmen mütareke şartları İngilizlerin istetiği şekilde gerçekleşti ve 30 Ekim 1918'de imzalandı. Yirmi beş maddelik bu mütareke il... Devamı

30 04 2011

Kavalalı Mehmet Ali Paşa

Kavalalı Mehmet Ali Paşa Mısır valisiyken Osmanlı padişahına baş kaldırarak Mısır'da yarı bağımsız bir hükümet ve soy kuran Osmanlı paşası (kavala, 1769 Kahire, 1848). Kavalalı Mehmed ali paşa, Napolyon işgaline karşı milis kuvvetlerinin başında Mısır'a gönderildi: zekası sayesinde çevresinde etkili olarak 1805'te Mısır valisi oldu, Vehhabi ayaklanmalarının bastırılmasını sağladı. Mora ayaklanmasını bastırmakta güçlük çeken devlet, Mısır valisi Mehmed ali paşa'dan yardım alarak 1824'te ayaklanmayı bastırdı ve bu başarısına karşılık Mehmed ali paşa'ya Mora valiliği verildi. 1829 Edirne antlaşması'yla Mora Yunanistan'a verilince kendisine önerilen Girit valiliğini kabul etmedi. Osmanlı-rus savaşında asker göndermediği için II. Mahmut bu asi paşayı ortadan kaldırmak istiyordu. Mehmed Ali Paşa'nın Filistin'eyürümesi ve Akka'yı ele geçirmesi üzerine İstanbul'dan kuvvet gönderildiyse de Hatay'da belen geçidinde Osmanlı ordusunu bozan Mehmed Ali Paşa kuvvetleri, sadrazam Reşit Mehmed Paşa kuvvetlerini de Konya'da yendi. Mısır kuvvetlerine Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa komuta ediyordu. Mısır kuvvetleri Kütahya'yakadar geldi (1833). Mehmed Ali Paşa'nın amacı sadrazam olmaktı.II. Mahmut bu tehlikeye karşı Ruslar'la Hünkar İskelesi antlaşması'nı yaparak yardım aldı. Osmanlı'lar üstünde Rus etkisini artırıp Avrupa devletlerinin etkisini azaltacağı için, İngiltere ve Fransa duruma müdehale edererek Osmanlılarla Mehmed Ali Paşa arasında Kütahya antlaşması'nı yaptıtılar (1833). Bu antlaşma her iki tarafı da hoşnut etmediği için II. Mahmut Hafız Mehmed Paşa komutasında bir orduyu Surıye üstüne gönderdi. İbrahim Paşa Osmanlı ordusunu Nizip'te bozguna uğrattı. Bu sırada II. Mahmut ölmüş yer,ne Abdülmecit ge&cc... Devamı

30 04 2011

31 Mart Vakası

31 Mart Vakası 31 Mart vak’ası adı ile meşhur olan 13 Nisan 1909 hareketi ile Sultan Abdülhamid Han’ın hiçbir alakası olmadığı kati olarak anlaşılmıştır.İttihatcıların,Padişahs sadık birinci orduya güvenmeyerek,Selanikteki üçüncü ordudan getirdikleri avcı taburlarının çıkardığı tespit edilmiştir.Yani ittihatcıların bir tertipi olmuştur.Talat Beyin baskısı ile Sultan,27 Nisan 1909’da tahttan indirildi.Selanik’ten gelen,toplama ve frenk silahlarını taşıyan hareket ordusuna karşı koymak isteyen kumandanlara,çarpışılmaması,müslüman kanı dökülmemesi için sıkı emir verdi.İsteseydi,yalnız Taksim ve Taşkışladaki eğitimli askerler ve sadık subaylar,gelen çapulcu alaylarını darmadağınık edebilirdi.İstanbul’a giren hareket ordusu kumandanları doğru Yıldız sarayına geldiler.Hazineyi,asırlardan beri toplanmış olan kıymetli yadigarları ve dünyanın en zengin kütüphanelerinden olan saray kitaplığının bir kısmını yağma ettiler.Padişahın altın arabası bile parçalanıp paylaşıldı. Devamı

30 04 2011

II. Viyana Kuşatması

II. Viyana Kuşatması Vasvar Antlaşması ile Osmanlı Devleti,Avusturya ile uzun süren bir barış ortamı oluşturmuştu .Bu antlaşmaya rağmen Avusturya,Macaristan ile ilgilenmeye devam etti.Katolik olan Avusturya’nın,Protestan olan Orta Macaristan üzerinde egemenlik kurma isteğine Macar halkı karşı çıktı.Macar Kontu Tökeli İmre,halkı ile birlikte Avusturya’ya karşı ayaklanarak,Osmanlı Devleti’nden yardım istedi.İstenen yardım üzerine,Veziriazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Osmanlı ordusu ile Avusturya üzerine sefere çıktı.(1863).Merzifonlu komutasındaki Osmanlı ordusu Yanıkkale’yi alarak,Viyana önlerine geldi ve şehri kuşattı.Bu arada,Avusturya da Avrupa devletlerinden yardım istedi.Avrupa’da,Osmanlıya karşı bir engellemek üzere,Tuna Nehri’ndeki İskender Köprüsü’nü tutmakla görevlendirildi.Kırım kuvvetleri,aldıkları bu görevi yerine getirmeyince Osmanlı ordusu iki ateş arasında kaldı ve bozguna uğradı.Bütün ağırlıklarını Viyana önünde bırakan Osmanlı ordusu geri çekildi.Bu yenilgiden sorumlu tutulan ağırlıklarını Viyana önünde bırakan Osmanlı ordusu geri çekildi.Bu yenilgiden sorumlu tutulan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi.II.Viyana Kuşatması sonrası,Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki ilerleyişi durdu.Bundan sonra Avrupa’da sürekli toprak kaybetmeye başladı.Osmanlının Viyana önlerdeki bu bozgunu,Avrupa devletlerini harekete geçirdi.Osmanlıya Rumeli’den atma zamanının geldiğini düşünen Avrupalılar,papanın önderliğinde Kutsal İttifak oluşturdu.Bu ittifaka Avusturya,Venedik,Lehistan,Malta ve Rusya katıldı.Bu birlik,Osmanlı Devleti’ne birçok cepheden saldırarak savaşı başlattı.Osmanlı Devleti,bundan sonra dört cephede birden savaşmak zorunda kaldı.Osmanlı Devleti bu savaşlarda zaman zaman başarı kazansa da önce Kö... Devamı

30 04 2011

II. Meşrutiyet

II. Meşrutiyet 1876 Kanunuesasi’si,Osmanlı padişahına meclisi kapatma yetkisi vermişti.II.Abdülhamid 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın getirdiği büyük sıkıntılarıileri sürerek meclisi kapattı.Böylece I.Meşrutiyet Dönemi sona ermiş oldu(14 Şubat 1878).Bu olaydan sonra meşrutiyet yanlısı aydınlar harekete geçerek,İttihat ve Terakki(Birleşme ve İlerleme)adında bir cemiyet kurdular(1889).Bu cemiyetin amacı,meşrutiyeti yeniden ilan ettirerek,anayasayı yürürlüğe koymak,Mebusan Meclisi’nin açılmasını sağlamaktı.19.yüzyılın sonuna geldiğinde Osmanlı Devleti,Balkan topraklarının önemli bir bölümünü kaybetmişti.1908’DE Rus Çarı ile İngiltere Kralı,Reval’de bir araya gelerek;Makedonya’nın Osmanlı yönetiminden koparılması,Osmanlı topraklarındaki Hristiyanlar için ıslahatlar yapılması ve boğazlar meselesini görüştüler.Reval görüşmelerinde,İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı ülkesini parçalamaya karar verdiklerini gören İttihat ve Terakki yöneticileri,II.Abdülhamid’e yeniden meşrutiyeti ilan ettirip,anayasayı yürürlüğe koydurmak için harekete geçti.Kolağası Niyazi Bey Manastır’da,Enver Bey de Selanik’te kendilerine bağlı askerlere birlikte isyan ederek dağa çıktılar.İsyan kısa sürede yayıldı.Makedonya,Selanik ve Manastır isyancıların eline geçti.Ayaklanmanın bütün yurda yayılmasından çekinen II.Abdülhamid,anayasası yürürlüğe koyup II.Meşrutiyet’in ilanı iç karışıklıkları önlemede yetersiz kaldı.Osmanlı Devleti’ndeki iç karışıklıktan yararlanan Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti VE Avusturya-Macaristan,Bosna-Hersek’i topraklarına kattığını açıkladı.Girit,Osmanlı Devleti’nden ayrılarak,Yunasistan’a bağlanma kararı aldı(... Devamı

30 04 2011

I. Meşrutiyet

    I. Meşrutiyet Balkanlar’daki olaylar sırasında Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurması İngiltere’nin çıkarlarına ters düştü.İngiltere’nin isteği ile Balkanlar’daki sorunun çözümü içinstanbul’da uluslar arası bir konferans toplandı(1876).Bu konferansa Osmanlı Devleti,Rusya,İngiltere,Fransa,Avusturya,Almanya ve İtalya katıldılar.Osmanlı devlet adamları,Balkanlar’daki isyanlarla devletin çöküş sürecine girmesi üzerine bu kötü durumdan kurtulmanın yollarını aradılar.Aralarındaki Mithat Paşa,Ziya Paşa,Ali Suavi,Namık Kemal ve Şinasi’nin de bulunduğu devlet adamlarından oluşan Jön Türkler,Sultan Abdülaziz’i tahttan indirerek V.Murat’ı tahta çıkardılar.Ancak onun akli dengesinin bozuk olduğu anlaşılınca,meşrutiyeti ilan edeceğine söz veren II.Abdülhamid’i padişah yaptılar.Böylece II.Abdülhamid 1876’da I.Meşrutiyet’ilan etti.Böylece ilk Osmanlı Anayasası,Kanunuesasi yürürlüğe girdi.Bundan sonra Osmanlı Devleti’nde meşruti dönemi başlamış oldu.Ancak yine de ilk anayasaya göre,meclisi açma-kapama,savaş ve barışa karar verme yetkisi padişaha bırakılmıştı.İstanbul Konferansı’nın toplandığı ilk gün ilan edilen meşrutiyet ile Avrupa devletlerinin konferansta Osmanlı aleyhine karar alması engellenmek istendi.Ancak İstanbul Konferansı’ndan;Sırbistan ve Karadağ’ın topraklarının genişletilmesi,Bosna-Hersek ve Bulgaristan’da özerk yönetimler kurulması kararı çıktı.Osmanlı Devleti bu kararları kararları kabul etmeyince bu kez Londra’da bir konferans daha düzenlendi.Bu karalar biraz hafifletilerek Osmanlı Devleti’ne kabul ettirilmek istendi.Osmanlı Devleti,katılmadığı bu konferansın karalarını da kabul etmeyeceğini bildirdi. ... Devamı

29 04 2011

Sancak beyleri

    Sancakbeyleri Sancakbeyleri , düzen sırasıyla beylerbeyilere tabi olup , bölgelerindeki serbest tımar yerlerinden başka , yöntemleri altındaki sancakların , yönetim , askeri ve asayiş işlerinden sorumlu idiler.Serbest tımarların teftişi , serbest tımar sahiplerine aitti.Bir tuğlu olan sancakbeylerinin de maaş olarak hasları vardı.Savaş sırasında sancağına ait tımarlı sipahileri toplayarak beylerbeyinin kumandası altında sefere giderdi.Subaşı adı verilen ilçelerdeki tımarlıların başları da ilçelerinin inzibat işleriyle ilgili idiler.Bazı sancaklarda çelebi sultan denilen padişah çocukları bulunurdu.Bunların yetkileri , daha genişti , hatta seferlerde Anadolu ve Rumeli beylerbeyi de üstünde idiler.   Devamı

29 04 2011

Mercidabık Meydan Muharebesi

    Mercidabık Meydan Muharebesi Osmanlı Devleti ile Memlüklar arasında yapılan ve Memlükların yenilgisiyle sonuçlanan savaş ( 24 Ağustos 1516) Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Hanın Ortadoğu'da hakimiyetini genişletmesi. Memlüklü Sultanı Kansu Gavri harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti. 23 Ağustos 1514'te Çaldıran Meydan Muharebesinde Yavuz Sultan Selim Hana yenilip kaçan İran Safevi hükümdarı Şah İsmail-Kansu Gavri ittifakını öğrenince, Vezir-i azam Sinan Paşayı 40.000 bin kişilik bir kuvvetle safaviler üzerine gönderdi. Sinan Paşanın Diyarbakır'a giderken, Fırat'ı geçmek için Memlükllerden müsade isteyip de iznin verilmemesi ve Kansu Gavri'nin 50.000 bin kişilik kuvvetle Halep'e gelmesi harp sebebi sayıldı. Yavuz Sultan Selim, Kansu Gavri'ye Halep'in Kuzeyindeki Mercidabık mevkinde meydan muharebesi için hazır olması haberini gönderdi. Mercidabık'ta karşılaşan iki ordunun da kuvvetleri eşit miktarlarda olup. Osmanlı ordusu ateşli silahlar, teşkilat, kumanda heyeti sevk ve idare bakımından Memlüklerden üstündü. Memlükların da süvari kuvveti meşhurdu. 24 Ağustos 1516 sabahı Osmanlı Ordusu hilal şeklinde bir tertib aldı. Ordunun merkezinde Yavuz Sultan Selim Han olup yanında Kapıkulu askeri ve önünde birbirine zincirle bağlı 300 top bulunuyordu. Sağ kola Adadolu Beylerbeyi Sinan Paşs, Sol kola da Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa kumanda ediyordu. Osmanlı topçu ateşiyle başlayan muharebeye, Memlükler süvari taarruzu ile karşılık verdiler. Muharebe başladıktan iki saat sonra Memlükler bozkuna uğradı. Öğleden sonra kesin netice alınarak, Memlük karargahı bütün ağırlığı ile Osmanlıların eline geçti Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden kurtulan Memlük askerleri Halep, Hama, Humus ve Şam'... Devamı

29 04 2011

Sırp Sındığı Savaşı

Sırp Sındığı Savaşı (1364) Osmanlının Balkanlar'da hızlı ilerlemeleri karşısında Sırplar ve Bulgarlar, Papa'dan yardım istediler. Papa, Macar Kralı Layoş'u bir Haçlı seferi düzenlemekle görevlendirdi. Sırplar, Bulgarlar, Eflaklılar, Bosnalılar, Macarlar birleşerek büyük bir Haçlı ordusu meydana getirdiler. Amaçları, Osmanlı Devletini Rumeli'den atmaktı. Bu sırada I. Murat, Bursa'da bulunuyordu. Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa, durumu I. Murat'a bildirerek yardım istedi. Ayrıca, bir tedbir olarak, Hacı İlbeyi'ni Haçlıların durumunu öğrenmek için bir keşif yapmakla görevlendirdi. Haçlılar, düzensiz olarak ilerliyorlar ve tedbir almak gereğini dahi duymuyorlardı. Haçlı ordusunun konakladığı bir gece ani bir baskın düzenleyen Hacı İlbeyi, düşmanı yenilgiye uğrattı. Haçlıların çoğu, Meriç nehrinde boğuldu. Macar Kralı Layoş, canını güçlükle kurtardı. Meriç nehri kenarında yapılan Sırp Sındığı Zaferi ile, Balkanlar'da hızla ilerleme imkanı sağlandı ve fetih yolları açılmış oldu. Devamı

29 04 2011

MUTLAKİYET(MONARŞİ)

MUTLAKİYET(MONARŞİ)   15.yüzyılın ortalarından,18.yüzyılın sonuna kadar Avrupada yaşanan gelişmeler,günümüz Avrupasının temellerini oluşturmuştur.Feodal rejiminin yıkılışı,Rönesans ve Reform ile başlayan gelişmeler,Aydınlanma Çağını ve bilimsel ilerlemeleri başlatmıştır.15.yüzyılda kurulan milli devletler,kendilerini geliştirerek daha da güçlenmişler ve merkezi örgütlenmelerini sağlamışlardır.Siyasi ve ekonomik üstünlük kurmuş olan Osmanlı Devleti ve İspanyanın gücü 16.yüzyılın ikinci yarasından sonra azlırken,İngiltere ve Fransa gelişmeye başlamıştı.Ayrıca diğer Avrupa kralları da siyasi merkeziyetçiliklerini kuvvetlendirmeye başladılar.Bu güçlenmenin yaşandığı 16.yüzyıl ile 17.yüzyıl Avrupasındaki yönetim şekline Mutlakiyetçilik(Absolitizma)denir.Mutlakiyet(monarşi) yönetme şekline göre üç çeşittir:Mutlak monarşi,meşruti monarşi ve parlamentler monarşi.Mutlak monarşi;bütün yetkilerin bir kişinin elinde toplaması demektir.Bu kişi hem kanun yapar,hem uygular,hem de yargıç gibi adalet dağıtırdı.Seçimle gelmeyen ve soy takip eden bir devlet başkanlığının,kayıtsız şartsız egemenliğine dayanan bir sistemdi.Mutlak monarşinin yaşandığı bu dönemde Avrupa devletleri merkantilizm politikasını uygulanarak hızlı bir ekonomik gelişme başlattılar.Daha önce toprak genişliğine dayanan zenginlik anlayışı merkantilizm ile altın ve gümüş gibi değerli madenlere sahip olma anlayışına dönüştü.Bu amaçla devletler ticareti birinci plana çıkararak güçlerini arttirmaya çalıştılar.Ekonomik bakımından kalkınmaya önem verdiler.    ... Devamı

29 04 2011

OSMANLILARIN RUMELİ'DE İSKAN SİYASETİ

OSMANLILARIN RUMELİ'DE İSKAN SİYASETİ   Osmanlılar,Rumeli'ye geçişten bir süre sonra,ele geçirdikleri yerlerde başarılı bir iskan (yerleşim) siyaseti uygulamaya başladılar.Yerleştirme işi,kendiliğinden gidenler ve sürgün yoluyla gönderilenler olmak üzere iki yolla yapılıyordu.Sürgün yoluyla gönderilenler gelişigüzel seçilmezdi.Bunun için Anadolu'dan getirilen konargöçer Yörükler ve Tatarlar tercih edilerek onların tam yerleşik yaşama geçmeleri sağlanırdı.Özellikle,büyük yollar üzerinde bulunan ve askeri yönden önemli kent ve kasabalara,Anadolu'dan getirilen Türk boyları yerleştirildi.Diğer yandan,yerli halktan ayaklanma çıkarabilecek olanlar da başka yerlere yerleştiriliyordu.İzlenen bu iskan siyasetinin amaçları;Rumeli'de fetih hareketlerine devam edilirken geride düşman bırakmamak,göçerleri yerleşik yaşama geçmeye zorlayarak onları kontrol etmek ,Balkanlardaki nüfus yoğunluğunu Müslümanlar lehine dengelemekti.İskan siyaseti,aynı zamanda Balkanlardaki Hristiyanları da Anadolu'ya yerleştirmek şeklinde uygunlanarak fetihlerin kalıcı olması istenmiştir.Yerleşik yaşama geçirilen göçerlere toprak verilmiş,bunlardan belirli bir süre vergi alınmamış ve böylece üretime katkıda bulunmaları sağlanmıştır.Ancak iskan politikası uygulanırken nüfus dengelerinin çok değişmemesine,toprakların boş kalmamasına dikkat edilmiştir.Bu siyasetin sonucu olarak Osmanlılar,Rumeli'de güvenle ilerlediler ve kısa zamanda Balkan Yarımadası'nı ele geçirdiler.Osmanlılar,ele geçirdikleri yerlerde halka dürüst davrandılar,hoşgörü gösterdiler.Halkın verebileceği kadar ve eskisinden daha az vergi aldılar.Halkın inançlarına,diline,gelenek ve göreneklerine karışma... Devamı

29 04 2011

II.BALKAN SAVAŞI

II.BALKAN SAVAŞI   Londra Antlaşması'nda yapılan paylaşım,Balkan devletlerini memnun etmemişti.Bu antlaşmayla Bulgaristan,diğer Balkan devletlerinden daha geniş topraklar elde etmiş tarihinde ilk kez Ege Denizi'nde kıyıları sahip olmuştu.Bulgaristan'ın payının fazla olduğunu düşünen Sırplar,Yunanlılar,Karadağlılar Bulgaristan'a saldırdılar.Bu sırada Romanya Bulgaristan'a karşı savaşa katıldı.II.Balkan Savaşı'nda Bulgarlar her cephede yenilgi aldılar.Bu durumdan faydalanan Osmanlı Devleti 1913'te Edirne ve Kırklareli'ni geri aldı.Ancak Osmanlı Devleti büyük devletlerin müdahelesi ile daha ileri gidemedi.Bulgaristan'ın savaşa katılan devletlerden barış isteği üzerine şu antlaşmalar yapıldı;      * İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913):Antlaşma Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında imzalandı.Kırklareli,Edirne ve Dimetoka(Doğu Trakya) Osmanlı Devleti'nde,Kavala ve Dedeağaç Bulgaristan'da kaldı.Meriç Irmağı iki devlet arasında olarak kabul edildi.      * Atina Antlaşması (14 Kasım 1913):Antlaşma Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında imzalandı.Osmanlı Devleti;Selanik,Yanya ve Girit'in Yunanistan'a ait olduğunu kabul etti. Atina Antlaşmasında Ege adalarının durumunun ne olacağı büyük devletlerin kararına bırakıldı.Bu konudaki görüşmeler sürereken Birinci Dünya Savaşı çıktı.Osmanlı Devleti'nin Bukgaristan ve Yunanistan ile yaptığı;İstanbul ve Atina antlaşmalarında bu bölgelerde yaşayan Türklerin hakları da belirlendi.Kişi hak ve özgürlükleri güvence altına alındı.Balkan Savaşları sonunda,Karadağ ile sınırımız olmadığı için herhangi bir antlaşma yapılmadı.Sırbistan ile de İstanbul'da bir barış antlaşması yapıldı.Ortak sınır olmadığı için sadece Sırbistan'da kalan Türklerin durumu belirlendi.Bu antlaşma ile Osmanlı ... Devamı

29 04 2011

ALEMDAR MUSTAFA PAŞA

ALEMDAR MUSTAFA PAŞA   Türk devlet adamı(Hotin 1765-İstanbul 1808). Yeniçeri ocağında yetişip, Rusçuk ayanı ve Tırnova voyvodası Tirsinikli İsmail Ağa'nın hizmetine girerek, haznedarlığa ve alemdarlığa (bayrakçı) yükselen Alemdar Mustafa Paşa, ayaklanan Vidinli Pazvandoğlu Osman ve Manav Osmanla'la savaşıp, başarılı olarak, kapıcıbaşılığa yükseltildi (1803). Önce Hezargrad, sonra Rusçuk ayanı olup (1806), Deliorman ayanı yıllıkoğlu Süleyman'ın ayaklanmasını bastırarak, padişahın gözüne girdi. Rusya'ya savaş açılınca vezirliğe yükseltilip, Tuna seraskerliğine atandı (4 Şabat 1807). İstanbul'da Kabakçı Mustafa ayaklanmasının patlak verip, Nizamıcedit'in kaldırılması, III. Selim'in tahttan indirilmesi ve Mustafa IV'ün tahta çıkarılması üstüne, yandaşlarıyla işbirliği yapıp İstanbul'a yürüdü (1808). Gönderdiği öncü kuvvetlerin Boğaz nazırlığına getirilen Kabakçı Mustafa'yı öldürmelerinden sonra III. Selim'i tahttan indirilmesine adı karışanların görevden uzaklaştırılmalarını, sürgün edilmelerini sağladı ve Babıali'yi basıp (28 Temmuz 1808), Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa'yı görevden uzaklaştırdı. III. Selim'i tahta çıkarmak için saraya gittiyse de III. Selim'in Mustaf ıv'ün buyruğuyla öldürtülmüş olduğunu görünce II. Mahmut'u tahta çıkarıp, sadrazamlığa atandı. Rumeli ve Anadolu'daki nüfuzlu kişileri çağırtarak "Senedi İttfak" adı verilen belgeyi imzalatıp (1808), devlet otoritesini sağlamaya çabaladı. Sekbanıcedit'i kurup, Rusçuk ayanından Abdullah Ramiz Efendi'yi Kaptanıderyalığa getirerek tersaneyi düzene koydu. Çıkarı bozulanların kendisine karşı birleşmeleri üstüne, yakınlarının bi... Devamı

29 04 2011

BÜKREŞ ANTLAŞMASI

    BÜKREŞ ANTLAŞMASI   1806-1812 Osmanlı-Rus Harbinin sonunda 28 Mayıs 1812'de imzalanan antlaşma.16 madde üzerine akdedilen muahedenin önemli hükümleri şöyledir.Mühim bir türk azınlığın yaşadığı Besabrabya'nın tamamı Rusya'ya bırakılıyordu.Akkerman,Kili,İsmail gibi kaleler Ruslarla geçiyor;Kalas,İbrail,İsakçı,Tulça,Türklerde kalıyordu.Ruslar işgal ettikleri Romanya'yı ve Kafkas topraklarını Türkiye'ye geri veriyorlardı.Bu muahedenin en mühim maddesi,Belgrad ile güney arazisinden ibaret,küçük bir sırbistan Prensliğinin teşekkülüdür.İç işlerinde bağımsız olan bu devlette Türk askeri bulunacak ve Sırbistan Prensesini Bab-ı Ali tayin edcekti.Buna rağmen bağımsız bir Sırbistan'ın temelleri atılmış oluyordu.Bu prenslik 1878'e kadar adım adım imparatorluktan ayrıldı ve bu tarihte Sırbistan adı aldın tamamen bağımsız oldu. Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog