01 05 2011

belgrad antlaşması

    BELGRAD ANTLAŞMALARI   1739'da Osmanlı Devletinin Avusturya ve Rusya ile yaptığı iki ayrı barış antlaşması.Rusların 1736'da Orkapı'yı teslim alarak Kırım'ı talan etmeleri ve Bahçesaray'ı yakmaları üzerine Osmanlı Devleti harekete geçti.Ancak Osmanlı Devletinin Rusya cephesinde kazandığı başarılar üzerine Avusturya da üç koldan Osmanlı topraklarına girdi.Böylece iki cephede çarpışmak zorunda kalan Osmanlı kuvvetleri bir müddet bocaladılar ise de kısa sürede toparlandılar.Bilhassa Yeğen Nehmed Paşa,Abdipaşazade Ali Paşa,Ivaz Mehmed Paşa ve Hafiz Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Avusturya ve Rus kuvvetlerini arka arkaya bozguna uğrattılar.Niş,Özi ve Kılburun kaleleri ele geçirildi.Belgrad Barış kuşatıldı.Bunun üzerine Fransa'nın arabuluculuğuyla Osmanlı Devleti ile Belgrad Barış Antlaşmasını imzalayan Avusturya ittifaktan çekildi.23 maddeden oluşan Belgrad Antlaşmasına göre;1718'de Avusturya eline geçen Belgrad,Bosna,Sırbistan ve Eflak'ın bir bölümü Osmanlı Devletine geri veridi.Tuna ve Sava ırmakları iki devlet arasında hudud sayıldı.Antlaşmanın diğer maddeleri Avusturyalıların inşa ettiği bazı askeri tesislerin yıkılması ile,esirler ve elçi teatilerini ihtiva etmekteydi.Antlaşma 27 senelik olmak kaydı ile imza edildi.Avusturya ile barış yaptıktan sonra Osmanlı kuvvetlerinin bütün güçleriyle üzerine geleceğini düşünen Rusya da uyuşmayı uygun gördü.Yine Fransa elçisi Ruslara vekaleten sulh talep etti.Yapılan görüşmeler sonucunda Rusya ile de 15 maddelik bir ahidname imza edildi.Antlaşmaya göre Ruslar,Azak dışında işgal ettiği toprakların tamamını Osmanlı Devletine terk ediyordu.Azak Kalesi ise yıkılarak arazisi tarefsız bir hale getiriliyordu.Osmanlı Devleti Karlofça ve Pasorafça'da im... Devamı

01 05 2011

Osmanlı'da eğlence ve spor

    Osmanlı'da Eğlence ve Spor Osmanlı klasik dönemi, gündelik yaşamın hemen her yönüyle geleneksel kalıplar içinde yaşandığı, ticaretten kültürü, dinden sanata kadar geniş bir alanda toplumsal kurallara sıkı sıkıya bağlı kalındığı bir zamandır. 16. yüzyılın sonlarına kadar halkın eğlencesinde, düğünler ve bayramlar ilk sırayı alırdı. İstanbul halkının eğlencesinde, mesire yerlerinin önemli bir yeri vardı. Kağıthane, Boğaz kıyıları, Çamlıca ve Göksu deresi, İstanbulların bahar ve yaz aylarında gittikleri başlıca mesire yerleriydi. Kurban ve Ramazan bayramları, pasişahların tahta çıkış günleri, ordunun sefere çıkış ve zaferle geri dönüşü, donanmanın sefere çıkışı ile ilgili kutlamalar ve şenlikler çok gösterişli olurdu. Bütün kent halkını birkaç hafta boyunca bir kültürel organizasyon etrafında toplayan bu şenlikler, At Meydanı ve Kağıthane'de yapılırdı. Bu şenlikler bazen gümlerce devam ederdi. Padişahlar ve diğer ileri gelenler de çeşitli vesilelerle eğlençeler düzenlerlerdi. 16. yüzyılda eğlence kültürünü temsil eden meslekler esnaf loncaları içinde örgütlenmişler, bunlardan meddahlar, kahvehanelerde sergilemişlerdir. Bu tür kahvehaneler daha sonraki yüzyıllarda giderek yaygınlaşmış ve meddahların anlattıkları siyasal içerekli hikayeler, özellikle baskı dönemlerde halkın tek haber kaynağı olmuşlardır. Türk ulusunun eğlence yaşamında hamamların yeri de önemliydi. Hamamlar sadece yıkanılan değil aynı zamanda eğlence ve sohbet yerleriydi.Ramazan ayının da ayrı bir yeri vardı.Bilhassa İstanbul'da Ramazan gecelerinde, karagöz ve hacivat gibi gölge oyunları ile orta oyunu gibi seyirlik o... Devamı

01 05 2011

Rönesans

    Rönesans Orta Çağda Avrupa, skolastik düşünceside, Hristiyanlık dininin esasları değişmez birer temel olarak kabul edilir ve gerçeklere sadece kilisenin gösterdiği yolla ulaşılabileceğine inanılırdı. Aristo'nun ve eski Yunan filozoflarının düşüncelerini temel alan skolastik düşünce, deney ve gözleme dayanan çalışmalara karşıydı. 16. yüzyılın başlarında itibaren skolastik düşüncenin etkisini kaybetmeye başlaması, coğrafi keşifler, Rönesans ve Reform hareketleri, Avrupa'nın düşüce yaşamının ve sanatının gelişmesinde önemli basamaklar olmuştur. Rönesans, 15 yüzyılın sonlaryla 16. yüzyılın ilk yarısında İtalya'da başlamış ve sonra diğer Avrupa ülkelerine yayılmiştır.Edebiyad ve güzel sanatlar alanında görülen büyük bir yenilik ve gelişme hareketi olup yeniden doğuş anlamına gelir.Rönesans, 0rta Çağdan beri süregelen uzun ve sürekli bir çalışmanın ürünüdür.Çünkü, geçmiş yüzyıllarda yaşayan sanatçılar bu dönemin önçüleridir.Rönesans'ın en önemli özelliği, Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının kültürel kaynaklarına doğru bir yöneliş olmasıdır.Rönesans'ın ortaya çıkışını hazırlayan başlıca nedenler şunlardı: Matbaanın bulunması ile eski döneme ait eserlerin bastrılması ve eski kültürün öğrenilmesi,Coğrafi keşiflerin sonrasında Avrupa halkının zenginleşmesi ve yaşam seviyesinin yükselmesi sonucunda Avrupa'da, sanattan ve edebiyattan zevk alan bir sınıfın doğması, Edebiyatçı, şair ve sanatçıları koruyan kişilerin bulunması 15 ve 16 yüzyılda dahi sanatçıların yetişmesi ve bunlara kilise baskısı olmadan sanatları... Devamı

01 05 2011

Alman seferi

    Alman seferi Ferdinad bir süre sonra Budin'i yeniden kuşatınca, Kanuni Sultan Süleyman bu defa doğrudan doğruya Şarlken ile savaşa karar verdi Alman seferi. Ancak, Şarlken, ortalarda görünmedi. Bu sefer Ferdinand barış istemek zorunda kaldı. İstanbul Antlaşması (1533) ile Macar krallığından tamamen vazgeçti. Osmanlı sadrazamı ile aynı seviyede tutulmayı kabul etti. Şarlken de böylece Macaristan üzerinden emellerini terketmiş oluyordu. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki üstünlüğünü sağlamlaştırdı. Avusturya ile anlaşmazlık daha sonra da devam etti. Ferdinand, Osmanlı'larla yaptığı anlaşmalara hiçe sayıp Macar topraklarına saldırdı. Fakat her seferinde yenildi. Zigetvar seferi Kanuni Sultan Süleyman Han'ın son seferi yine Avusturya üzerine oldu (1566). Ancak Kanuni kuşatılan Zigetvar'ın alınışını göremeden öldü. Alman imparatoru Şarlken ise hiçbir zaman doğrudan Kanuni Sultan Süleyman'ın karşısına çıkamadı. Türkler karşısında uğradığı devamlı yenilgiler sonucu saltanattan çekilmek zorunda kaldı.   Devamı

01 05 2011

Mimar Sinan

    Mimar Sinan (1489-1588) Türk sanatının en büyük ustalarından biri, mimarlık tarihimizin dahisidir. Kayseri yakınındaki Ağırnas köyünde doğdu, İstanbul'da öldü. Süleymaniye Camisinin arka tarafında kendisi için yaptırdığı pek sade, açık kemerli türbesinde gömülüdür. Sinan, Yavuz Sultan Selim'in padişahlığı yıllarında İstanbul'a gelip " Yeniçeri Ocağına" girdi. 1514 yılında İran, 1517 yılında Mısır seferlerine, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman'ın ordularıyla birçok savaşa katıldı. Bu savaşlarda " ordu mimarı" olarak kendini gösterdi. ve başarı sağladı. Boğdan seferinden dönüşte devletin baş mimarı Acem İsa'nın ölümünden kısa bir süre sonra 1538 yılında bu görev Mimar Sinan'a verildi. 48 yaşında İmparatorluk Başmimarı olan Sinan, bu tarihten ölümüne kadar geçen 50 yılı aşkın uzun süre içinde dünya mimarlık tarihinin en güzel eserlerini verdi. Üzerinde çalıştığı belli başlı konular köprüler, su kemerleri, camiler, mescitler, türbeler ve hamamlardır. Yaptığı eserlerle dünya ölçüsünde ün kazanan Mimar Sinan'ın böylesine büyük varlık göstermesi, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi güçlü hükümdarların himayesi altında çalışmış olmasına bağlanabilir. Bu çağlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü ve en zengin zamanlarıydı. Türk el sanatları ve kültürü en ileri duruma ulaşmıştı. Çinicilik, taş oymacılığı Mimar Sinan'a büyük yardımcı oluyordu. Bilinen eserleri yanında birçoğu da kaybolmuş, dağıldıkları imparatorluk topraklarında harap olarak durmaktadır. Sağlığında, yapılarına dair ağızdan yazdırdığı ve " Tez... Devamı

01 05 2011

Mercidabık Meydan Muharebesi

    Mercidabık Meydan Muharebesi Osmanlı Devleti ile Memlüklar arasında yapılan ve Memlükların yenilgisiyle sonuçlanan savaş ( 24 Ağustos 1516) Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Hanın Ortadoğu'da hakimiyetini genişletmesi. Memlüklü Sultanı Kansu Gavri harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti. 23 Ağustos 1514'te Çaldıran Meydan Muharebesinde Yavuz Sultan Selim Hana yenilip kaçan İran Safevi hükümdarı Şah İsmail-Kansu Gavri ittifakını öğrenince, Vezir-i azam Sinan Paşayı 40.000 bin kişilik bir kuvvetle safaviler üzerine gönderdi. Sinan Paşanın Diyarbakır'a giderken, Fırat'ı geçmek için Memlükllerden müsade isteyip de iznin verilmemesi ve Kansu Gavri'nin 50.000 bin kişilik kuvvetle Halep'e gelmesi harp sebebi sayıldı. Yavuz Sultan Selim, Kansu Gavri'ye Halep'in Kuzeyindeki Mercidabık mevkinde meydan muharebesi için hazır olması haberini gönderdi. Mercidabık'ta karşılaşan iki ordunun da kuvvetleri eşit miktarlarda olup. Osmanlı ordusu ateşli silahlar, teşkilat, kumanda heyeti sevk ve idare bakımından Memlüklerden üstündü. Memlükların da süvari kuvveti meşhurdu. 24 Ağustos 1516 sabahı Osmanlı Ordusu hilal şeklinde bir tertib aldı. Ordunun merkezinde Yavuz Sultan Selim Han olup yanında Kapıkulu askeri ve önünde birbirine zincirle bağlı 300 top bulunuyordu. Sağ kola Adadolu Beylerbeyi Sinan Paşs, Sol kola da Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa kumanda ediyordu. Osmanlı topçu ateşiyle başlayan muharebeye, Memlükler süvari taarruzu ile karşılık verdiler. Muharebe başladıktan iki saat sonra Memlükler bozkuna uğradı. Öğleden sonra kesin netice alınarak, Memlük karargahı bütün ağırlığı ile Osmanlıların eline geçti Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden kurtulan Memlük askerleri Halep, Hama, Humus ve Şam'... Devamı

01 05 2011

Arnavutluk'un Fethi

    Arnavutluk'un Fethi (1479) Arnavutluk ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişkiler I. Murat zamanında başladı. Osmanlı ordusunda yetişmiş ve sancak beyliğine kadar yükselmiş olan Arnavut Prensi İskender Bey, II. Murat zamanında Arnavutluk'a giderek ayaklanmış. üzerine gönderilen kuvvetleri yenilgiye uğratarak Arnavutluk'ta prensliğini ilan etmişti. İskender Bey Osmanlı Devletini uzun süre uğraştırdı. Fatih Sultan Mehmet Arnavutluk'a düzenlediği üçüncü seferinde Arnavutluk'u Osmanlı Topraklarına kattı. Devamı

01 05 2011

Korfu Seferi

    Korfu Seferi Venedik Cumhuriyet'nin Papa'nın da teşvıkile Osmanlı Devleti riyakarca davranması ve hıristiyan ittifakı dahil olması üzerine harekete geçildi. Osmanlı Donanması'na Kaptan-ı Derya Barboros Hayreddin Paşa kara ordusuna da ikinci vezir Lütfi Paşa kumanda ediyordu 17 Mayıs 1537'de İstanbul'dan yola çıkan Kanuni Sultan Süleyman Han'ın bu seferinde hedef Adriyatik ve İtalya idi.13 Temmuz'da Avlonya'ya gelen padişah: Adriyatik'teki askerlere yardım edip,Venedikliler'in tahriki ile çıkan Delvine ve havalisindeki isyanları bastırttı. Osmanlı Donanması İtalya sahillerini abluka altına aldı. Haçlılar'ın büyük amirali ve Akdeniz kıyısındaki Müslüman ahali ile denizcileri rahatsız eden Andrea Dora bütün aramalara rağmen Osmanlı Kaptan-ı Deryası Barboros Hayreddin Paşa'nın karşısına çıkmadı. Korfu Adası'nı kalesini kuşattıran Sultan Avlonya'da bulunuyordu. Sultan Süleyman Han, mevsim şartları yüzünden 6 Eylül 1537'de kuşatmayı kadırttı. 15 Eylül'de İstanbul'a hareket eden padişah, kara ve  deniz harekatının devamını emr etti. Kaptan-ı Derya Barboros Hayreddin Paşa, Venedikliler'e ait Şira, Patmos, Naksos adalarını fethetti.   Devamı

30 04 2011

Revan'ın Fethi

Revanın Fethi Sultan Murad Han Lehistan Kazakları'nın Karedeniz'de Osmanlı sahillerine ve Rumeli'de Tuna yalılarına yaptıkları saldırının önüne geçmek için 1633 Nisan'ında Lehistan seferine çıktı. Osmanlı ordusu Edirne'ye geldiğinde, Lehistan hükümeti sulh istedi. 1634'de imzalanan Osmanlı-Lehistan antlaşmasına göre: Kazak akınlarına son verilmesi, Leh krallarının Kırım hanlarına ve Osmanlı sultanlarına vergi vermesi, esirlerin karşılıklı değiştirilmesi kabul edildi. Safevi saldırılarının önüne geçmek için ordunun başında sefere karar verip, hazırlıkları tamamladı. 18 Mart 1635'de Revan seferine çıkan Dördüncü Murad Han: önceden tespit ettirdiği zorbalardan yolu üzerindekileri cezalandırdı. 27 Temmuz 1635'de Revan'a gelen Sultan, sefer boyunca ordunun başında bulunup, askerlerle alakadar olması, kuvvet, heybet ve dehşetinden dahi ürkülen Sultan Murad Han'a karşı büyük bir emniyet ve hürmet hissi uyandırdı. 28 Temmuz 1635 gecesi başlatılan Revan kuşatmasında zafere gidildi. Kuşatmanın ilk gecesi yaralanan askerler ateş hattından geriye çekilerek, Sultan Murad Han'ın huzurunda ve ordunun hastahane çadırlarında cerrahlar tarafından tedavi edilip, ilaçlarının verilmesini emretmesi ve top atışlarında bulunması askeri coşturdu. Revan kalesini düşürmek için yapılacak umumi taarruz öncesinde Safeviler vire ile teslim olmak istediklerini bildirdiler. 8 Ağastao 1635'de Revan kale muhafızı Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han, Sultan Murad Han'a kaleyi teslim etti. Revan kalesi tamir edilip, içine onikibin asker ve cephane konup, muhafızlığına Vezir Murtaza Paşa bırakıldı. 11 Eylül 1635'de Tebriz şehri tekrar zaptedildi. Safevi ordusu Osmanlılar ile meydan muharebesine cesaret edemediğinden karşılaşılmadı. Aras nehri taraflarındaki Z... Devamı

30 04 2011

Devşirme

Devşirme Osmanlı İmpatatorluğu zamanında askerlik ve saray hizmetleri için alınan Hıristiyan çocuklarına ve bunların toplanması işine devşirme denir. Devşirmelerin alındığı askeri sınıflara " kapıkulu ocakları" denirdi. Ordunun temelini teşkil eden " tımarlı sipahi" ise tamamen Türk asıllı olurdu. Devşirme adeti II. Murat zamanında başladı. Önceleri sadece Rumeli'nde ve zor kuvvetiyle yapılırdı. Sonraları halk devşirmelerden yüksek mevkilere geçenlerin çok olduğunu görünce çocuklarını istiyerek devşirme olmaları için gönüllü oldular. 15 yüzyıldan sonra Anadolu'da yapılmaya başlandı. Devşirme kanununa göre 8-20 yaş arasında asil kanlı Hıristiyan çocukları ile papaz çocukları alınır, bunların sıhhatili olmasına dikkat edilirdi. Toplanan çocuklar İstanbul'a getirilir, sünnet edildikten sonra Müslüman dinine sokulur, sonra da eğitim için acemi Ocağı'na sokulurdu ki bunlara " acemi oğlanı" denirdi. Devşirme usulü 18. yüzyılın başında kaldırıldı. Devamı

30 04 2011

Ankara Savaşı

Ankara Savaşı Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazid ile Timur Hanın 1402 yılında Ankara’da yaptıkları savaş.Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazid Han,Anadolu beyliklerini hakimiyeti altına aldığı zaman bu Ülkelerin beyleri, o zaman batıya gelmekte olan Timur Han’a Sığınmışlardı. Ayrıca Timur’dan kaçan Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Tebriz hükümdarı Ahmed Celayiri’de, Yıldırıma  İltica etmişti. Bu beyler her iki Türk sultanını bir biri aleyhine Kışkırtıyordu. Neticede bu kışkırtma ve tahrikler, sünni iki Türk Hükümdarını Ankara’nın Çubuk Ovasında karşı karşıya getirdi. Osmanlı sultanının güç ve kudretini iyi bilen, Maveraünnehr’deki En kudretli ve zırhlarla donanımlı kuvvetlerini getiren Timur’un Ordusu yüz altmış bin idi. Ayrıca 32 fili vardı. Osmanlı ordusunun Mevcudu yetmiş bin idi.Osmanlı ordusunun merkezinde padişah ve vezir-i azam ile şehzadeleri Mustafa, Musa ve İsa çelebiler bulunuyorlardı. Sağ kolda Anadolu kuvvetleri, Kara Tatarlar Ve onların sağında okçular, sol kolda Rumeli kuvvetleri ve Sırp Birlikleri ile ihtiyatta Amasya sancak beyi Şehzade Mehmed’inKuvvetleri yer alıyordu. Timur’un ordusunun sağ kanadında iki Oğlu Miranşah ve Emirzade Mehmed ve emirler, merkezde hükümdarın kendisi, sol kanatta ise iki oğlu Şahruh Bahadır Ve Halil Sultan ile giğer emirler yer almışlardı. Savaş Timur Ordusunun saldırısıyla başladı. Başlangıçta savaş'da üstün Taraf Osmanlılardı. Bilhassa yeniçeriler ile Osmanlı sağ Kolunda timarlı sipahilerin üstün gayretleri üzerine Timur Han Bu mevkilere tekrar kuvvetler sevketti. Ancak bu sırada Osmanlı Ordusu iki ihanet ile karşı karşıya kaldı. Sol kolda yer alan Ve daha önceden Timur’la anlaşan Kara Tatarlar, Osm... Devamı

30 04 2011

II. Kosava Zaferi

II. Kosava Zaferi Varna mağlubiyetinin acısını unutturmak isteyen Jean Hünyad, Macar ve Alman'lardan meydana gelen büyük bir ordu toplamayı başardı. Varna zaferinden sonra II. Murat, Yunanistan ve Mora'da Osmanlı hakimiyatini yeniden sağlamış, Sırbistan tekrar Osmanlı idaresine geçmiş, Arnavutluk sıkıştırılmağa başlanmıştı. Sultan II. Murat Jean Hünyad'ı Kosava'da karşıladı. üç gün bütün şiddetiyle devam eden muharebe, Haçlıların hezimeti ile son buldu. Düşmanın kayıbı çok ağırdı. Macaristan kralı Naibi ve başkumandan Jean Hünyad daha muharebe bitmeden yenileceğini anlayıp kaçtı. 1448 yılında II. Kosava Zaferi Osmanlı devletinin hakimiyetinin Balkanlarda tam olarak yerleşmesini sağladı. Haçlıların, bundan sonra ittifak edemeyecek derecede kuvvetleri kırıldı. Devamı

30 04 2011

Tanzimat Fermanı

Tanzimat Fermanı 3 KASIM 1839 Dağılma dönemine giren Osmanlı Devleti içerde bir valisine söz geçiremez, kendini koruyamaz duruma düşmüştü. Mehmet Ali Paşa isyanını tek başına çözememiş, özellikle İngiltere ve Fransa'nın desteğine ihtiyaç duymuştu.Dışarda ise Rusya, Balkanlar'da Hristiyan halkı, doğuda Ermenileri Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtıyor ve sıcak denizlere inme emelleriuğruna her yola başvuruyordu. 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'da gerçekleşen siyasi, sosyal,ekonomik ve bilimsel gelişme ve değişmeler Osmanlı Devleti'ni etkilemişti. Osmanlı Devleti ise bu gelişmeler ortaya çıktıkça gerekli düzenlemeleri yapmak durumunda kaldı. Ancak Avrupa devletlerinden Rus, Ortodoskları, İngiletere Protestanları, Fransa da Katolikleri korumak bahanesiyle Osmanlı Devleti'nin iç işlerine sürekli olarak karıştılar. Bu devletlerin asıl amacı Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslim toplulukların durumunu düzene sokmak değil, onlara bağımsızlık sözü vererek Osmanlıyı parçalamak ve Osmanlı topraklarından pay almaktı. Osmanlı Devleti'nin iç işlerine sürekli karışan bu devletler 19. yüzyıl boyunca dünyanın her tarafında sömürgeler kurmauşlardı. 19. yüzyıl Osmanlı Devleti'nin geniş çaplı reformlar yaptığı yüzyıl oldu. Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti'nin siyasi. sosyal ve ekonomik alanlardaki beklentileri göz önüne alınarak hazırlanmaya başladı. ıı. Mahmut döneminde başlayan hazırlıklar onun ölümünden sonra tahta çıkan oğlu I. Abdülmecid'in onayı ile Hariciye Nazırı (Diş işleri Bakanı) Mustafa Reşit paşa tarafından hazırlanarak ilan edildi(3 Kasım 1839). Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti'nin ulaşmak istetiği amaç Avrupa devletlerinin istekleri doğrultusunda islahatlar yaparak, onların dest... Devamı

30 04 2011

Topçu Ocağı

Topçu Ocağı Top dökmek,mermisini yapmak ve top kullanmak için oluşturulmuş  Olan bu ocak da Kapıkulu ocaklarının yaya bölümündendi. Osmanlı ordusunda top ilkkez,birinci Kosava savaşında(1839)kullanılmıştır;topçu ocağının top döken kısmıyla top kullanan bölükleri ayrı ayrı idiler.Topların devlet merkezindeki imalathanede dökülmesi dökülmesi zorunlu olmadığı için çoğu kez, kale kuşatma Alanının önlerinde top dökülürdü: nitekim II. Murat devrinde Mora Ve Arnavutluk seferlerinde, daha sonra İstanbul kuşatmasında,  Develerle getirilen malzemelerle top döktürülmüştür. Bu ocağın en büyük subayına topçubaşı denirdi: topçu oçağının bireyleri, Acemi ocağı'nda sağlanırdı. Topçu bölükleri, savaş sırasında, Yeniçerilerin önlerinde sıralanıp, toplarıyla düşman saldırısına Karşı onları korurlardı. Daha sonraki dönemlerde, topların  Arabalarla nakledilmesi amacıyla, Kapıkulu ocaklarının yaya Bölümünden top arabacıları ocağı adıyla bir ocak daha kurulmuştur. Devamı

30 04 2011

Preveze Deniz Savaşı

Preveze Deniz Savaşı Osmanlı Devleti Akdeniz'deki üstünlüğünü pekiştirmek düşüncesindeydi.Bu amaçla Osmanlı aleyhine Akdeniz'de Avusturya,Venedik,Malta,İspanya ve Portekiz tarafından oluşturulan Haçlı donanmasını yok etmek istiyordu.Kaptan-Derya Hayrettin Paşa bu amaçla donanma ile Akdeniz'e açıldı ve Tunus'u aldı.Tunus'un alınması üzerine,Tunus Hükümdarı,Alman İmparatoru Şarlken'den yardım istedi.Şarklen'den yardım istedi.Şarklen'in hazırlattığı Andrea Dorya komutasındaki donanma Tunus'u geri alarak,Orta Akdeniz için egemenlik mücadelesini başlatmış oldu.1538 yılında iki tarafın donanması Mora'nın kuzeyindeki Preveze Körfezi'nde karşılaştı.Osmanlı donanması kendisinden sayıca üstün olan Haçlı donanmasına karşı büyük bir zafer kazandı.Bu zaferin yıl dönümleri günümüzde "Donanma Günü" olarak kutlanmaktadır(28 Eylül 1538).Savaş sonunda Venedik ile antlaşma yapıldı.Mora ve Dalmaçya kıyılarındaki kalelerle,Barboros'un aldığı diğer yerler Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.Böylece Akdeniz'de üstünlük tamamen Osmanlı Devleti'ne geçti.Prefeze Zaferi'nden sonra Kanuni,Almanya ile savaşan Fransa kralının yardım isteği üzerine Osmanlı donanmasını Fransa'ya yardıma gönderdi.Kanuni,Osmanlıya karşı zaman zaman Avrupa devletlerinin tarafını tutarak ikiyüzlü hareket eden Fransuva'ya dış siyaseti gereği yine yardım etti.Osmanlı donanmasını,Fransa donanması ile birleşerk Şarlken'e ait Nice(Nis)'i kuşatarak ele geçirdi(1543).Ancak,Fransa donanmasının bu kuşatma sırasında ciddi bir hazırlığının olmadığını gören Barbaros,Fransa donanmasından ayrılarak geri döndü.Yine de Fransa,Osmanlı Devleti'nden aldığı bu yardım sayesinde,Almanya ile bir antlaşma imzal... Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog