04 05 2011

Osmanlı Devletinde Şeyhülislamlık

    Osmanlı Devletinde Şeyhülislamlık   İlmiye teşkilatının başı olan şeyhülislam, şer'i hukuku yorumlayan  ve görüş (fetva) bildiren kişiydi.Her önemli iş için şeyhülislamdan fetva istenirdi.. Şeyhülislamlık, 16. yüzyılda Kanuni Sultan süleyman döneminde önem kazandı ve protokolda, sadrazam ile eşit duruma geldi. Şeyhülislamlar, giderek siyasi olaylarda da önemli rol oynamaya başladılar. XVII. yüzyılda ortaya çıkan kapıkulu isyanlarında, padişahların tahttan indirilmelerinde ve öldürülmelerinde padişahlar aleyhine fetva verecek derecede ileri rolleri oldu. 18. yüzyıldan itibaren savaş ilanı, barış yapılması gibi konularda da şeyhülislamlardan fetva alınmaya başlandı. 19. yüzyıldan itibaren şeyhülislamlar, kabinede (hükümet) yer almaya başladılar. Devamı

03 05 2011

Osmanlıcılık

    Osmanlıcılık Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayanları din, dil, ırk ve mezhepayrımı yapmaksızın, kanun önünde eşit gören düşünce akımıdır. Osmanlıcılık düşüncesine göre, Osmanlı Devleti'ni oluşturan bütün topluluk ve milletlerin adalet, hürriyet ve eşitlik ölçüleri içinde bir arada yaşamaları amaçlanmıştır. Tanzimat Fermanı bu amacı gerçekleştirmek için atılan ilk adım olmuştur. Tanzimat'tan sonra Mustafa Reşit Paşa, Ziya Paşa, Mthat Paşa ve Namık Kemal gibi Osmanlı aydınları ve devlet adamları Avrupa'da bir araya gelerek ( Jön Türkler) olarak anılan bir cemiyet kurdular. Jön Türklerin de savunduğu Osmanlıcılık akımı Tanzimat Dönemi'nde gelişerek, Ali ve Fuat paşalar zamanında en ileri seviyeye ulaştı. Bu düşünceyi savunanlar Osmanlı Devleti'nin kurtuluşunu meşrutiyete geçişte görmekteydi. Yaşanan gelişmeler I. Meşrutiyet'in ilanını sağladı. I. Meşrutiyetle birlikte herkese temsil hakkı tanındı ve her milletin temsilcilerinden oluşan Mebusan Meclisi açıldı. Ancak daha sonraki gelişmelerde devletin bütünlüğüyle ilgili konularda birlik sağlanamayınca padişah II. Abdülhamid tarafından 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı gerekçe gösterilerek meclis kapatıdı. Osmanlıcılık düşüncesini savunan aydınlar mücadelerini sürdüedüler ve II. Meşrutiyet'in ilanını sağladılar. Osmanlıcılık düşüncesi, milliyetçilik akımının etkisiyle Balkan ulusları Osmanlı Devleti'ne isyan ederek ayrılmalarıyla geçerliliğini kaybetmiştir. ... Devamı

03 05 2011

Mostar Köprüsü

    Mostar Köprüsü Bosna-Hersek Cumhuriyetinin Mostar şehrinde Neretva Nehrinin üzerinde 1566 senelerinde Osmanlılar zamanında Mimar Sinan tarafından yapılan dünyanın sanat bakımından en müstesna taşköprüsü. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı Devleti sınırları içine giren Bosna-Hersek'te cami, medrese, kervansaray ve köprü gibi mimari değeri yüksek pekçok eser yapılmıştır. Mostar Köprüsü'de bunlardan biridir. Yapım harcında yumurta ve keçi kılı kullanlılan köprü tek kemerli iki ayak arası 28.59 metre genişliğinde olan hilal şeklindeki köprünün yüksekliği 20 metredir. Taş korkulukları arasında genişlik 4.05 metredir. Üst döşemesi düz olmayıp kademelidir. Bu özelliğiyle körüden yayalar ve arabalar rahatlıkla geçebilmektedir. Zamanla köprünün üst ve diğer kısımlarıda bazı değişikilikler yapılmıştır. Mostar Köprüsü (büyük köprü) ismiyle de bilinmektedir. 427 yıl boyunca depremlere, sellere ve İkinci Dünya Savaşına direnerek İslam dininin ve Osmanlı'nın sembolü olan hilali, beş asırdır Avrupa'nın ortasında bütün mimarı zarefet ve güzelliğiyle koruyanbilen köprü, iç savaşa yenik düştü. Hırvatlar'ın Bosna'ya yardım götüren bütün yolları ve köprüleri devreden çıkarma planı gerekçesiyle Mostar Köprüsünü de 9 Kasım 1993'te bombalandı ve Neretve Nehri sularına gömüldü. Böylece Hırvatlar burada sadece taştan yapılmış bir köprüyü değil, asırlardan beri buradan geçen milyonlarca insandan geriye kalan hatıralarla, pekçok mimara ilham kaynağı olan bir sanat eserini de yok ettiler. ... Devamı

03 05 2011

Osmanlı Askeri Teşkilatı

    Osmanlı Askeri Teşkilatı Osmanlıların askeri teşkilatında, Türkiye Selçukluları, İlhanlar ve  Memlüklülerin etkisi görülmektedir. Osmanlı kuvvetleri, kapukulu, Sınır kuvvetlerini de kapsayan eyalet ve deniz kuvvetleri olmak üzere Üç bölüme ayrılmıştır.Kapıkulu askeri, yayalardan olan yeniçeri, cebeci, topçu, ocaklarıyla yine bir ocak halinde atlı bölükler'den oluşuyordu. Bu iki sınıf asker hükümdarı şahsına ait maaşlı merkez kuvvetleri idi, padişah nerede olursa onunla birlikte bulunurlardı. Eyalet askeri ise başlıca topraklı veya timarlı sipahi denilen suvarilerle yaya müsellem, azab ve Rumeli sınırlarında bulunan Akıncılar'dan oluşurdu.Donanma hizmetinde de gemicilerle azaplar ve savaş zamanında da tımarlı sipahiler bulunurdu. İlk dönemde Osmanlı devletinin henüz küçük olması ve büyük ölçüde fetihler için yeterli askeri bulunmaması sebebiyle eksikliği gidermek için  ilk istilalarından itibaren Bizans imparatorluğu ile Balkanlar'da Hakimiyetleri altına aldıkları despotluklar ve prensliklerin  kuvvetlerinden de faydalanmayı düşünmüşler, bu nedenle yaptıkları antlaşmalarla savaş zamanlarına özge olmak üzere, bunlardan belirli ölçüde asker almışlardır:ayrıca sıkışık durumlarda Haçlı ordularına karşı Anadolu beyliklerinden de zaman zaman yardımcı kuvvet almışlardır   ... Devamı

03 05 2011

Barbaros (Hızır Reis)

    Barbaros (Hızır Reis) (1473-1546)  Asıl adı Hızır Reis olan Barbaros Hayettin Paşa Türk amirallerinin en büyüğüdür. Eceovalı Yakup adında bir sipahi subayının oğludur. İshak, Oruç ve İlyas adında üç kardeşi vardı. Barbaros kardeşi İlyas'la Rodos şövalyelerinin eline esir düşmüş fakat kapatıldığı Rodos zindanlarından kaçmayı başarmıştır. Sonra büyük abisi Oruç Reis'le korsanlığa başlamıştır. iki kardeş Tunus'a giderek Cerbe adesını kendilerine üs seçmişlerdir. 1516 yılında Cezayir kalesini İspanyollar'ın elinden aldılar. 1519 yılında Oruç Reis Cezayir'e saldıran İspanyollar ve Araplarla vuruşarak ölmüştür. Barbaros kardeşinin ölümünden sonra Cezayir'i Mısır'ı fetheden Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'e vermiş beylerbeyi görevini almıştır. 1520 yılında tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman Barbaros Hayrettin Paşa'yı İstanbul'a çağırtarak ona Kaptanı Derya'lık ünvanını verdi. Barbaros Yunan adalarından bir çoğunu Kandiye, Messina ve İtalyan kıyılarını zaptetmiştir. 28 Eylül 1538 yılında Andrea Dorya komutasındaki haçlı donanmasını Preveze'de yenerek Türk denizciliğine en büyük zaferini sağlamıştır. Fransa Kralı I. François''in Kanuni Sultan Süleyman'dan yardım talebi üzerine Barbaros Nice'ye giderek burasını zaptetmiş ve Cherles Quint'in donanmasını perişan etmiştir. 4 Temmuz 1546 günü İstanbul'da ölen Barbaros Hayettin Paşa (Hızır Reis) Beşiktaş'ta gömülüdür. ... Devamı

02 05 2011

Uç Beyliği

    Uç Beyliği Dönemi Anadolu, Selçuklular Bizans'ın sürekli olarak savaş yaptığı sınır uçtur ve savaş yapılan yörelerde bulunan beyliklere uç beyliği denir. Bizans sınırında cihat ve gaza'yı(İslamlık uğruna verilen savaş) Türkmen beylikleri yürütmekteydi. Bunların arasından, toprak ve nüfus yönünden küçük olan ama dinamik bir yapıya ve stratejik bir konuma sahip bulunan kayı uç beyliği Eskişehir-Bilecik sırasında Domaniç yaylası ve Söğüt kasabası dolaylarında bulunuyordu. Bu bölgeye 1230'dan hemen sonra yerleştikleri kabul edilirse, Kayı boyunun uç beyliği de o tarihte başlamış demektir. Kayı boyunun başında bulunan Ertuğrul Bey'in yarım yüzyıllık bir süre beylik yaptığı ve 1281'de ölümüyle oğlu Osman Bey'in Kayı uç beyliğinin beyi olduğu bilinmektedir. Osman Bey'in kişisel çabası ve atak bir kişiliğe sahip olması dolayısıyla küçük uç beyliği kısa zamanda Bizans'a karşı etkili bir mücadeleye girdiği gibi, öbür Türk beylikleri arasında da kendinden söz ettirir duruma geldi. Osman Bey kendisine bağlı ve cesur komutanlarıyla kısa sürede Bilecik, Yarhisar, Karacahisar gibi kaleleri elde ederek beylik topraklarını genişletti. 1299'da bağlı olduğu Anadolu Selçuklu Devleti tahtının boş kaldığı bir anda bağımsızlığının ilan etti. Böylece Kayıların uç beyliği dönemi sona ererken bağımsız Osmanlı beylik dönemi başladı. Bundan sonra daha önce bir uç beyi olan Osman Bey Bizans sınırlarında kendisi uç beyleri atayan bir durumuna geldi   ... Devamı

02 05 2011

Sevr Antlaşması

Sevr Antlaşması Birinci Dünya Harbi sonrasındaki antlaşmalardan. Osmanlı Devleti İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında 10 Ağastos 1920 tarihinde Fransa'nın başşehri Paris'in Sevres kasabasında imzalandı. Osmanlı Sultanı Vahidedin Han(1918-1922) ile İngiliz, Fransız ve İtalyan parlamentoları tarafından tasdik edilmediğinden hükümsüz kalmıştır. Yunanistan tek taraflı kabul edip, yürürlüğü koymak istediyse de ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'den Denize dökülünce , arzusundan vazgeçmek zorunda kaldı.Sevr Antaşması, 10 Nisan, 1915 tarihinde Londra'da Rusya-İngiltere-Fransa Gizli antlaşmasına göre Türkiye'nin paylaşilması esasına dayanıyordu.Sevr'de, Bolşevik İhtilali, iç harp ve çarlığı destekleyen Avrupalı kuvvetlerle uğraşan Sovyet Rusya dışarıda bırakıldı.Sovyet Rusya dışarıda bırakılınca, önceki gizli antlaşmalarda Rusya'nın payına düşen topraklar yeniden paylaşıldı. Londra Antlaşmasnda Rusya'ya verilen Türk Boğazlarının, Sevr öncesi tertiplerle İngiltere, Fransa ve İtalya kontrolünde tutulması kararlaştırıldı.İtilaf devletlerinin hazırladıkları antlaşma metnini Paris'te 11 Mayıs 1920 tarihinde Osmanlı Devleti temsilcisi eski sadrazam A. Tevfik Paşa okuyunca (İstiklalimize aykırıdır) diyerek imzalamadı. Tevfik Paşa, antlaşma metnine itiraz cevabı yazıp, İstanbul'a döndü.Osmanlı mebuslarının, İstanbul'un işgalinden sonra bir kısım yakalanıp, Malta'ya sürüldü, bir kısmı da Anadolu'da Milli Mücadeleye katıldığından antlaşma metni Mebuslar Meclisinden geçemiyordu. Sultan Vahideddin Han , antlaşma metnini Türk İstiklaline aykırı bulduğundan, Mebuslar Meclisinden geçmadiğini dünya kamuoyuna ilan edip, bütün baskılara rağmen tastik etmedi. Yunanistan Meclisi, Sevr Antlaşmasını tasdik edip, yürürlüğe koymaya k... Devamı

02 05 2011

Osmanlı 1280-1400 Kronolojisi

    Osmanlı 1280-1400 tarihi Kronolojosi 1280 : Ertuğrul Bey’in ölümü ve Osman Gazi’nin yerine geçmesi. 1288 : Karacahisar’ın Osman Gazi tarafından fethi. 1298: Yenişehir ve Yarhisar’ın alınması. 1301: Osman Gazi’nin Baphasom(Koyunhisar)zaferi 1304: Türklere karşı Bizans hizmetinde Katalanlar;Menteşe Türkmenlerinin Efes’i fethi 1308: Aydın Türkmenlerinin Birgi’yi fethi;Son Selçuklu sultanı II.Mesut’un ölümü ve Türkiye Selçuklu Devletinin sonu. 1313: Saruhan Türkmenlerinin Manisa’yı fethi;Bizans’ta iç savaşın patlaması. 1324-26: Bursa’da Osmanlı fetihleri(6 Nisan);Osman Gazi’nin ölümü ve Orhan’ın tahta çıkışı 1327: Bursa’da ilk Osmanlı gümüş parasının bastırılması. 1331: Osmanlıların İznik’i fethi. 1332: İzmir Beyi Umur’un ilk Balkan seferi. 1333: Gemlik’in alınması ve Orhan’ın III.Andronikos’a karşı Pelekonon(Maltepe)zaferi. 1337: İzmit’te Osmanlı fetihleri. 1344: Haçlıların İzmir limanını alması. 1345: Osmanlıların Karesi Beyliğinin ilhakı:Umur Bey’in Balkanlara son seferi. 1346: Orhan’ın VI.John Kantakuzen’in kızı ile evlenmesi. 1352: Orhan’ın Cenovalılara kaitilasyonlar vermesi;Süleyman’ın Çimpe’yi fethi;Trakya’da Osmanlı fetihlerinin başlaması. 1353-56: Cenovalılarla Venedikliler arasında savaş. 1354: Osmanlıların Ankara ve Gelibolu’yu fethi(2 Mart);V.John Palalologos İstanbul’da;John Kantakuzen’in tahttan çekilmesi. 1355: Stephen Duşan’ın ölümü(20 Aralık);Sırp İmparatorluğunun parçalanması. 1357: Süleyman’ın ölümü;Osmanlı-Bizans antlaşması. 1359: Sultan Murat’ın Trakya&rs... Devamı

02 05 2011

Osmanlı Dış Borçlar

    Osmanlı Dış Borçlar Osmanlı Devleti, ilk kez Kırım Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa'dan borç para aldı(1854). 1865 yılından sonra dış borçlanma hızlandı. 1865-1875 yılları arasında, ortalama olarak her yıl 19.123.000 lira borç alınmıştı. Borç veren ülkeler,borcun faizini peşin olarak kesiyorlardı. Bu nedenle, alınan paranın ancak yarıdan biraz fazlası, net gelir olarak hazineye giriyordu.Borçlanma sonucu yaratılan kaynakları ile köşk ve sayaylar yapılması, dış borçların verimli alanlarda kullanılmadığı göstermektedir. 1875 yılında hükümet, borç ödemelerinin 5 yıl süreyle yarıya indirildiği ilan etti. Bu durum, Osmanlı hazinesinın iflası anlamına gemekteydi. Hükümetin bu kararı, alacaklı olan devletleri harete geçirdi. Görüşmeler sonunda 20 Aralık 1881'de yayınlanan Muharrem Kararnamesi ile borçlar yeniden düzenlendi ve önemli indirim sağlandı. Borçların ödenmesi için Düyunıumumiye (Genel Borçlar) İdaresi kuruldu (1881). Düyunıumumiye, Osmanlı Devleti'nin sağlam gelir kaynakları olan tuz, tütün, ipek, damga pulu vergilerine el koydu. Böylece dış borçlar, Osmanlı Devleti'nin toprakları üzerinde kurulan devletlerle Türkiye arasında paylaştırıldı. Türkiye, payına düşen borçların en son taksidi 1954 yılında ödedi.   Devamı

02 05 2011

1.Murat Han

1.Murat Han 3. Osmanı Sultanı 1326'da Bursa'nın fethinden sonra doğdu Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun'dur.Osmanlı Sultanı 1. Murat Hüdavendigar Han zaferden zaferden koşmuş Anadolu'da ve bilhassa Avrupa kıt'asında devletin hudutlarını çok genişletmiş ve babasından bir beylik olarak aldığı ülkeyi büyük bir devlet halinde oğluna bırakmıştır.Harp Divanı'nda sefer kararı alınıp,Priştine hedef tayin edilince Osmanlı ordusu Büyük Balkan harekatını başlattı. Yollarda yerli ahalinin mal, mülk, can ve ırzına karşı hiç bir tecavüz yapılmadan Kosova'ya gelindi. Yağma ve tahribatın yapılmaması Balkan milletlerini Osmanlı'nın güzel ahlakına ve adeletine hayran bıraktı. 8 Ağustos 1389 muharebe öncesi Kosova'da şiddetli fırtına vardı ve gün Berat Gecesi'ydi Akşam çadırına çekilen Sultan Murat Han Berat Gecesi'nin şükrünü yapıp namaz kıldı ve Kur'an-ı Kerim okudu. Ve tarihe gecen şu duayı okudu Ya Rabbim Bu fırtına şu açiz Murat kulunun günahları yüzünden çıktıysa, masum askerlerimi cezalandırma. Onları bağışla. Allahım Onlar ki buraya kadar, sadece senin adını yüceltmek, İslam dinini kafirlere duyurmak için geldiler.Bu fırtına afetini onların üzerinden def eyle. Senin şanına layık bir zafer kazanmalarını nasip eyle. Onlara öyle bir zafer kazandır ki bütün müslümanlar bayram ede. Müslümanları mansür ve muzaffer eyle. Ve dilersen o bayram gününde şu Murat kulun sana kurban olsun. Önce beni gazi kıldın, sonra şehid et. Fırtına dinip, 9 Ağustos 1389 günü yapılan Kosova Meydan Muharebesinde 1. Murat Han büyük zafer kazandı. Savaş alanını gezerken burada miloş obiliç adında yaralı bir sırp tarafından hançerlenerek yaralandı.Kosova'da şehadet şerbetini içip vefat etti. ... Devamı

02 05 2011

OSMANLI YÖNETİM BÖLÜMLERİ

    OSMANLI YÖNETİM BÖLÜMLERİ Osmanlların yönetimi altındaki yerler, köy, ilçe(kaza), ve sancak ve beylerbeyilik şeklinde idari ve askeri bir bölünmeye tabi tutulmuştu. Reaye adı verilen köy halkı, dirlik, vakıf ve mülk reayası olarak başlıca üç bölüme ayrılmıştı. Köylünün askeri olmayan şer'i ve hukuki davalarına yöresel kadılar (yargıç) bakarlardı. Köylerin birleşmesiyle oluşturulan ilçelerde kadılar, alaybeyleri ve subaşılar vardı. İlçelerin güvenlik işleri subaşılara ait idi. Günümüzde de kullanılmakta olan Kaza sözcüğü kadıların yönetimleri dolayısıyla verilmiş bir addır. Bugün ilçe dediğimiz birçok kazalardan oluşan sancakların adları muayyendi. Anadolu beylerinde alınab yerler, ayrı ayrı birer sancak olarak kabul olunduğu gibi, bazı yerler de durum gereği sancak yapılmıştı. Rumeli beylerbeyinin merkezi Manastır, Anadolu'nunki ise Kütahya ve geçici bir süre (Kütahya şehzade sancağı olunca) Ankara, fakat daha sonra yine sürekli olarak Kütahya olmuştur. Osmanlılar ilk dönemlerde, duruma göre, devletin başkentini sık sık değiştirmişlerdir. Bilecik Yenişehir, İznik ve Bursa, küçük beyliğe başkent yapılmış ve Rumeli'de fetihlerin genişlemesi üzerine ilk zamanlarda geçici fakat sonraları sürekli olarak, İstanbul'un fethine kadar, Edirne devletin başkenti olmuştur.   ... Devamı

02 05 2011

Barış siyaseti (lale devri)

    Barış siyaseti (lale devri)  Osmanlı Devleti,Pasorafça Antlaşması’ndan sonra,bir barış dönemine girdi.Avrupa’daki gelişmelerin daha yakından takip edilmesine çalışıldı.Bu amaçla,Avrupa’nın önemli baş- kentlerine daimi elçiler gönderildi.Bu elçiler,gittikleri ülkelerde,siyasi gelişmelerin yanı sıra,kültür hayatıyla da ilgilendiler,siyasi gelişmelerin yanı sıra,kültür hayatıyla da ilgilen- diler.Avrupa’nın yakından tanınması,Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahatlar üzerinde etkili oldu.1718-1730 yıllarını içine alan dönemde,Osmanlı ülkesinde huzurlu bir hayat yaşandı.Eğlence ve sanat hayatı canlandı.Yeni bir hayat tarzı meydana çıktı.Lale Devrinde barışın korunmasına çalışıldı.Bunun için,Avrupa ‘daki olaylardan uzakta kalındı.Lale çiçeğinin moda olduğu için bu döneme “Lale Devri” adı verilmektedir.Osmanlı Devleti'nin bu politikası,Rusların savaş ilanına kadar devam etti.Ruslar,Lehistan işlerine karışmaya,Osmanlılarla savaş halindeki İran’ı desteklemeye başladılar.Üstelik,Prut Antlaşmasıyla verdikleri Azak kalesini kuşatıp geri aldılar.Avusturya’yı da kendi saflarına çektiler.Osmanlı Devleti,iki devletle birden savaşmak zorunda kaldı.Buna rağmen önemli başarılar kazandı. Bunun üzerine Fransa,ara bulucu olarak işe karıştı.Avusturya ve Rusya ile Belgrad antlaşmaları yapıldı.Rusya,Azak kalesini yıkmayı,girdiği yerlerden çıkmayı,Azak denizinde gemi bulundurmamayı kabul etti. Avusturya ise,Pasorafço Antlaşması ile aldığı yerleri Osmanlı Devleti’ne iade etti.Belgrad Antlaşması,Osmanlı Devleti’nin batıda imzaladığı son şerefli antlaşması oldu.Belgrad Antlaşması,XVIII.yüzyılın ortalarında Osmanlı Devleti’nin,iki büyük devletle aynı zamanda ve başarı ile m&u... Devamı

02 05 2011

TÜRK BİRLİĞİ (TURANCILIK)

    TÜRK BİRLİĞİ (TURANCILIK)   Turancılık,Osmanlıcılık ve İslamcılık düşüncelerinin gücünü kaybetmeye başladığı dönemde ortaya çıktı.Kırım'da Gaspıralı İsmail,başlangıçta kültürel,daha sonra ise siyasal Türk birliğini sağlanmanın gerekli olduğu düşüncesini ortaya atarak harekete geçti.Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu,Turancılık düşüncesini yazılarıyla desteklediler.İkinci Meşrutiyet Döneminde,Turancılık düşüncesi İttihat ve Terakki Partisi tarafından da benimsendi.Türk birliği düşüncesi;dünyadaki bütün Türkleri tek vatan ve tek bayrak altından bir araya getirerek Turan Devleti kurma amacını taşıyordu.Bu düşüncenin önünde tek engel Rusya idi.1917'de Çarlık Rusya'sının yıkılması,Türk birliğini gerçekleştirmek için bir fırsat olarak görüldü.1918'de Kafkasya'ya Türk askerinin girmesi ve Enver Paşanın Türkistan'da Ruslara karşı başlattığı mücadele,bu düşüncenin bir sonucudur.Daha sonra Türkistan'a giden ve burada Ruslara karşı isyanlar başlatmak isteyen Enver Paşanın çabaları bir sonuç vermedi.Milli Mücadele Döneminde Misak-ı Milli'nin benimsenmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin ulusal egemenlik anlayışını kabul etmesi sonucunda,Turancılık düşüncesi zayıfladı.Bütün Türklerin yaşadığı topraklar yerine,siyasal sınırlar içinde kalan yerler,vatan kabul edildi.Milli Mücadele'nin kazanılmasından sonra,Turancılık düşüncesi terk edildi. ... Devamı

02 05 2011

Fas'ın fethi

    Fas'ın fethi Fas'taki saltanat kavgalarından yararlanmak isteyen Sokullu Mehmet Paşa, Cezayir beylerbeyi Ramazan Paşa'yı bu işle görevlendirdi. Ramazan Paşa'nın Abdülmelik'i tahta çıkarmasıyla, Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine girmiş oldu (1576). Bu arada eski Fas Sultanı III. Muhammed de Portekizlilerden yardım istedi. Bu olay Osmanlıları, Hint Okyanusu'ndaki rakipleri Portekizlilerle ikinci kez karşı karşıya getirdi.Fas'ta Osmanlı hakimiyetinin yerleşmesini önlemek isteyen Portekiz kralı büyük bir ordu ile Fas topraklarına çıktı. Gelişmeleri yakından izleyen Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa, harekete geçti. Tanca yakınlarında yapılan (Vadi-üs Sebil Savaşı'nda, Portekiz ordusunu ağır bir yenilgiye uğtattı (1578). Portekiz kralı savaş alanında öldü. Bu savaşın sonunda Portekiz Krallığı, İspanya tarafından ele geçirildi. Böylece Mısır'dan Fas'a kadar bütün Kuzey Afrika, Osmanlıların yönetimi ve denetimi altına girdi. Devamı

01 05 2011

ÇELEBİ MEHMET

    ÇELEBİ MEHMET Osmanlı Devleti’nin beşinci padişahı , Yıldırım Beyazid Han’ın oğludur.Doğum tarihi hakkında çeşitli rivayet mevcuttur.Kaynaklar 1373-1392 yılları arasında değişik tarihler vermektedirler.Öğrenimini Bursa sarayında yapan Şehzade Mehmet , zamanının ünlü alimlerinden ders aldı.Çelebi Mehmet , şehzadeliğinde Sivas ve dolayları hakimi Kadı Burhaneddin karşısındaki başarsı dolayısıyla Amasya Sancak Beyliğine tayin edildi.Babası ile Timur arasında 1402’de meydana gelen Ankara Muhaberesi’nde , Osmanlı ordusunun ihtiyat kuvvetleri kumandanlığında bulunan Çelebi Mehmet , muharebenin kaybedilmesi üzerine Amasya’ya çekilmek istemiş , fakat Yahya Bey tarafından yolu kesilince , onu mağlup edip Bolu tarafına geçmiştir.Aynı yıl , civardaki hakimleride mağlup edip , Sivas , Tokat ve Amasya mıntıkasını tamamen aldı.Bundan sonra Yıldırım Bayezid’in oğulları arsında taht mücadelesi başladı.Çelebi Mehmet , Bursa’da bulunan ağabeyi İsa taksimini teklif etti ise de , bu teklifi reddedildi.Bunun üzerine Ulubad mevkiinde meydana gelen savaşı kazanan Çelebi Mehmet , Bursa’ya girerek orada hükümdarlığını ilan etti.İsa Çelebi ise Yalova yolu üzerinden Bizans İmparatorunun yanına kaçtı.Emir Süleyman , ise Edirne’ye gönderildi.Çelebi Mehmet ile yaptığı ikinci muharebede mağlup olunca , yanına kaçtığı İsfendiyar Beyle anlaşarak beraberce Ankara’yı almak üzere harekete geçtiler ise de ,Çelebi Mehmet’e mağlup olup Kastamonu tarafına çekildiler.Sonradan İsa Çelebi baskına uğrayarak hayatını kaybetti.Çelebi Mehmet Üsküdar’a Gelerek İmparator ile görüştü.Musa Çelebi ümerasına karşı sert davranması , onları Çelebi Mehmet ile anlaşmaya mecbur etti.Çamurlu De... Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog