15 01 2012

Süleyman Şah

  Süleyman Şah (Kutalmışoğlu— ?  1224) Osmanlı Devleti’nin Kurucusu Osman Bey’in Büyük babası Ertuğrul Bey’in babasıdır. Kayıhan kabilesindendi. Cengiz Han korkusuyla ailesi ve kayı boyu ile Altay’dan ayrılarak Horasan ve Mahan taraflarına göç ettiği söylenir. Daha sonra Ahlat’a ve Erzincan’a geldi. Yurduna dönmek için kabilesiyle birlikte Halep yakınlarından geçerken Caber Kalesi  yakınında Fırat’ı geçerken atıyla birlikte boğuldu. O civarda yapılan mezarı bugün (Türk Mezarı) diye anılır. Oğullarından Gündoğdu ve Sungurtekin Orta Asya’ya döndü. Dündar ve Ertuğrul Bey Anadolu’ya yöneldiler. Devamı

05 08 2011

Rumeli Hisarı

    Rumeli Hisarı   Boğaziçi'nde Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan bir kaledir. Boğazı emniyet altına almak için yaptırılan hisar, kendi adıyla anılan semtte, deniz kıyısındadır. Hisar, eskiden "Boğazkesen" diye anılırdı, sonraları Boğaz'ın Rumeli yakasında bulunduğu için "Rumeli Hisarı" diye anılmaya başladı. Rumelihisarı, YıldırımBayezıt tarafından yaptırılan Anadoluhisarı'nın karşısındadır. Bu kesim Boğaz'ın en dar yeridir. Hisarın yapımına 1452 yılı martı ayında başlanmış, inşaatta 1.800 usta, 7.000 işçi çalışmıştır. Geceli, gündüzlü beş ay süren bir çalışma sonunda bu muazzam hisar aynı yıl ağustosunda tamamlandı. Rumeli Hisarının Halil Paşa, Sarıca Paşa ve Zağnos Paşa diye anılan üç büyük kulesi (burç) vardır. Ayrıca kale duvarları arasında da 13 küçük kule bulunur. Hisarın beş kapısı vardır, en geniş yeri 250 metredir.Burçların en yükseği Sarıca Paşa burcudur (28 metre). Burç duvarlarının kalınlığı 6 - 7metre arasında değişir. Devamı

11 07 2011

Sadrazam

  Sadrazam   Osmanlı devlet teşkilatında en yüksek mülki makamdır. Günümüzdeki başbakanlık görevi karşılığıdır. 17. yüzyılın ikinci yarsında vezir-i azam (en büyük vezir) ınyerini aldı. Sadrazam, padişahın vekili sayılır, padişahın mührü, görevi boyunca kendisine verilirdi. Nüfuzu mutlak denevek şekild büyükt Kendi adlarına emirler çıkartabilidiği gibi nişancıya padişahın ağzından hatt-ı hümayun yazdırır, padişahın emirlerini dikkatle yerine getirirdi. Sefer sırasında orduya başkomutanlık ederken, yetkileri dahada kesinleşir, padişahınkine yaklaşırdı. Orhan Gazi'nin. kardeşi Aleattin Paşa'nın vezirlik yaptığı 1323 yılından başlayıp, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihe karıştığı 1922 yılı sonuna kadar, 215 sadrazam (ilk zamanlarda adları vezir-i azamdı) gelipgeçti. Bunlardan bazıları bu makama bir kaç defa atandılar. Bu durum göz önüne alınırsa sadrazamlık 292 defa eldeğiştirdi. 215 Osmanlı sadrazamından 20'sinin boynu vuruldu.,11' savaşta yada suikast sonunda, gerisi eceliyle öldü. Tanzimat'tan sonra Osmanlı İmparatorluğunda bağımsız sorumlu hükümet esası kuruldu. Sadrazam yetkileri eski devre göre kısıtlandı. ama sorumluluğu çok arttı. Abdülhamit II. istibdadı, sadrazam ve hükümeti gölgede bıraktı. Ancak bu padişah tahttan indirilip İkinci Meşrutiyet yönetimi kuruduktan sonra sadrazam ve şeyhülislam dışında vezirlerin seçimi sadrazama bırakıldı. Osmanlı İparatorluğu'nun son sadrazamı dördüncü defa iktidara gelen Tevfik Paşa idi. ... Devamı

27 06 2011

Zenta Faciası

    Zenta Faciası   Padişah II. Mustafa 1697 yılı Haziran ayında, üçüncü seferine çıktı. Belgrad'a geldikten sonra toplanan savaş meclisinde, Tamışvar mı yoksa Peter Varadin tarafına mı gidilmesi hususu müzakere edilmiş, neticede fikir ağrlık kazanmıştır. Osmanlı ordusu, Tisa nehri kıyısına geldiği zaman Avusturyalılar'ın bir müddet önce aldığı ve 7-8 bin muhafız bıraktığı Titel palankası bir daha zaptedilmiş ve yıktırılmıştı. Osmanlı ordusunun Başında Sadrazam Elmas Mehmet Paşa vardı. Zenta şehrine gelince, nehrin buradan geçilmiş ve önce  Tamışvar'a, oradan Erdel içlerine yürünmesi kararlaştırıldı. Halbuki, pek yakında olan düşman üzerine yürünmesi en makul hareketti ve galibiyete ulaşılması da muhakkak gibi görünüyordu. Ne var ki devlet erkanı arasında fikir birliği bulunmadığı için yanlış adımlar atılıyordu. Bu gelişmeler ise, Avusturya başkumandanı Prens Eugen de Savoi tarafından adım adım takip edilmekte ona göre tedbir alınmaktaydı. 11 Eylül 1697 günü, Osmanlı askerinin bir kısmı ve ordu ağırlıkları Tisa'nın karşı tarafına geçince, Prens Eugen 60 bin kişilik kuvvetiyle taaruza başladı. Nehrin bu yakasında kalan kuvvetlerimiz feci şekilde kıstırılmışlardı. Ümitsiz bir müdafa yapılırken, Avusturyalılar'ın top atışlarıyla köprü de çöktü. Karşıda bulunan kuvvetlerimiz seyirci durumda idiler. Neticede, Zenta önünde kalan Osmanlı askeri dağıldı.. Sadrazam Elmas Memed Paşa, ve pek çok kumandan da şehit düşmüştü. Avusturyalıların ani baskını yüzünden Osmanlı ordusu 15 binden fazla kayıp verdiler. Osmanlı ordusu güçlükle Belgrad dolaylarına çekildi. ... Devamı

18 06 2011

Gazi Osman Paşa

    Gazi Osman Paşa (1832-1900) Büyük Türk Komudanıdır. Plevne şavaşlarının unutulmaz kahramanıdır. Tokat'ta doğdu küçük yaşta ailesi ile beraber geldiği İstanbul’a yerleşmiştir. Beşiktaş’taki, Askeri Rüştiye’yi, daha sonra İdadi’yi bitiren Osman Paşa, 1852 yılında Harbiye’den teğmen olarak mezun olmuştur. Tesalya, Yenişehir Fırka Erkan-ı Harp Reisi, sonra da Cebelilübnan Taburu’na binbaşı olmuştur.Gönderildiği Girit’te gösterdiği başarıdan dolayı Albaylığa, Yemen savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı da Generalliğe yükseldi. Sonra Rumeli’de bulunan 2. Ordu’ya tayin edildi. 1875 yılında Manastır Fırka Komutanlığı’na getirildi.Bosna - Hersek ayaklanması sırasında Ferik olarak Niş Fırkası Komutanlığı’na getirildi. 1876 yılındaki Osmanlı Rus Savaşı’nda büyük başarılar gösterdi ve Meraşallik rütbesine yükseldi. Sırplar'ın yenilgisi üzerine Ruslar Osmanlı'ya Savaş ilan edince Osman Paşa ünlü Plevne savunmasını üzerine aldı ve Rus kuvvetlerini püskürttü. Daha sonra Ruslar 150.000 kişilik bir orduyla yeniden hücuma geçtiler. Osman Paşa 50.000 kişilik kuvvetiyle Plevne'ye çekilmek zorunda kaldı. ve dört buçuk ay süreyle eşsiz bir müdafa savaşı verdi. Düşman kuvvetlerinin çemberini yarıp çıkmak üzereyken yaralanarak esir düştü. Rus Çarı II. Aleksandır Plevneye gelerek Osman Paşa'ya büyük saygı gösterdi. ve kılıcını iade etti. Gazi ünvanıyla İstanbul'a dönen Osman Paşa ölümüne kadar 7 yıl seraskerlik görevinde bulundu. Osman Paşa bütün askeri yazarlarca dünya çapında bir asker olarak kabul edilmiş uyguladığı savunma sistemi incelenmiş, Avrupa Harp akedemilerinde ö... Devamı

12 06 2011

Hotin Zaferi

    Hotin Zaferi 8 Ekim 1768’de Rusya’ya sefer açıldı.Rusya’da bulunan Osmanlı tüccar heyetinin iadesi için İstanbul’daki Rus seferi Obreskoff Yedikule zindanına atıldı.Osmanlı devletine tabi Kırım Hanı Kırım-Giray’ın orduları 1769 Şıbat’ında Güney Rusya’ya girerek,Rusları yendi ve yüzbinden çok esir alarak,döndü.Tarihte ahlaksızlığı ile meşhur olmuş Çariçe Katerina,Kırım-Giray Hanı,Bağçe saray hekimi olan bir Rum doktor vasıtası ile zehirleterek öldürttü.27 Mart 1769’da Serdar-ı Ekrem vazifesiyle Rus seferine çıkan Sadr-ı azam Yağlıkçızade Mehmed Emin Paşa,1 Mayıs 1769’da ilk Hotin zaferini kazandı.Lehistan’ı himaye için kazanılan Birinci Hotin zaferinin ardından,Rus daldırısına karşı 12 Ağustos 1769’da Hotin’de ikinci bir zafer daha kazanıldı.Yağlıkcızade’den sonra Sadr-ı azamlığa getirilen Moldovani Ali Paşa,Rus seferine serdar tayin edildi. Ali Paşa Trula Nehri’nden ordu geçirirken,köprünün yıkılmasıyla büyük bir facia meydana geldi.Ayrıca Yeniçerilerin artan itaatsizliği ve muharebelerden kaçması,ateşli silahların gereği gibi kullanılmamasından,Rus orduları Kırım Hanlığı topraklarına ve Romanya’ya girdi.21 Eylül 1769’da Hotin,Rusların işgaline uğradı.İngiltere ve Fransa’nın askeri yardım ve siyasi desteğiyle,Baltık Denizi’nden gönderilen Rus Donanması,Cebelitarık Boğazını geçerek Akdeniz’e girdi.Bununla Çar Deli Petro(1682-1725)tarafından sistemleştirilen sıcak denizlere inme projesi Batı’dan da destek ve yardım görmüş oldu.   ... Devamı

11 06 2011

Sultan I. Mahmud Han

    Sultan I. Mahmud Han Yirmidördüncü Osmanlı Sultanı İslam halîfelerinin seksen dokuzuncusudur. Babası II. Mustafa Han Annesi Saliha Valide Sultandır. İstanbul'da 2 Ağastos 1696 yılında doğdu. Şehzadeliğinde yüksek fen ve din ilimleri öğretilerek yetiştirildi. Kasım 1730’un sonuna doğru Patrona Halil başta olmak üzere bütün âsileri ortadan kaldırmış ve devleti huzura kavuşturmuştur. Babasının ve amcasının akıbetlerinden ve özellikle de III. Ahmed’in kendisine olan vasiyetinden ders alarak, Şeyhülislâmlık ve sadrazamlık makamında uzun süre kimseyi durdurmamıştır. I. Mahmud, yıllardır devam eden İran Harbini ele almıştır. Hekimoğlu Ali Paşa’nın 1731’de Urmiye’yi feth edip Tebriz’i istirdâd etmesi üzerine Ocak 1732’de İran ile Sulh Andlaşması imzalanmış ise de, Nadir Hân bununla yetinmedi ve 1733’deki taarruzuyla harbi devam ettirdi. Erbil’i alarak Bağdad’ı kuşatma altına alan Nadir Şah, büyük kumandan Topal Osman Paşa tarafından Temmuz 1733’de büyük bir hezîmete mahkûm edildi ve bu sefer sebebiyle Sultan I. Mahmud’a gazî ünvanı verildi. İran’da Safevi Hanedanına son vererek Avşar Hanedanını başlatan Nadir Şah, yine durmadı ve Kerkük’e girdi. İki Osmanlı Paşa’sını şehid eden ve Revan, Gence ve Tiflis’i Osmanlı Devleti’nin elinden geri alan Şah, bu avantajdan yararlanarak sulh istedi. 1639 tarihinde yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması esasları üzerine kurulan İstanbul Antlaşması Ekim 1736 yılında imzalandı. İran’ın Osmanlı Devleti’ne saldırılarından memnun olan Rusya, fırsatı ganimet bilerek 1736 yılında Azak Kalesini ele geçirdi. Kırım’a giren ve büyük tahribat yapan Ruslar, Kırım Hanı Fetih Giray tarafından Kırım’dan kovuldular. Bu arada Rusya’nın m&... Devamı

05 06 2011

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa

    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa (1635-1676) Köprülü Mehmet Paşa'nın oğludur. İstanbul'da Doğdu. Medrese eğitimi gördü. 1657 yılında "Sahn-ı Seman Müderrisi" Sülaymaniye Medresesi'nin  en yüksek öğretim üyesi oldu. Babasının isteği  üzerine idari göreve geçti. Erzurum, Şam, Halep genel valiliklerinde bulundu. 1661 yılında sadrazam oldu. 15 yıl sadrazamlık yaptı. Bu süre içinde Slovakya'yı ve Podolya'yı alarak Osmanlı Devleti'ni  Doğu ve orta Avrupa'nın gerçek hakimi konumuna yükseltti. 21 yıldır alınamayan Girit adasını fethetti. Çeşitli iç meseleleri haletti ülkede rahatlık ve düzen sağladı.Edirne'de sefer hazırlığı yaptığı sırada 1676 yılında öldü.Babasının yanına gömüldü.  Devamı

04 06 2011

Fatih Sultan Mehmet

    BİR ÇAĞ KAPATAN YENİ BİR ÇAĞ AÇAN BÜYÜK KUMANDAN FATİH SULTAN MEHMET   FATİH SULTAN MEHMET Osmanlı padişahlarının 7. olan sultan mehmet,istanbulun fatihi olup,2.Murat Han'ın oğludur.30 Mart 1429 (H.833)pazar günü Edirnede dünyaya geldi.Şehzade 1443 baharında Edirne'den Manisaya vali olarak gönderildi.2.Murat saltanatını 12 yaşında olan oğlu 2.Mehmet'e bırakarak Manisada inzivaya çekildi.Bunda faydalanmak isteyen yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylülünde Türk topraklarına girdi.Sultan mehmet yazdığı mektupla babasını saltanata davet etti.2.Murat İstanbul boğazından Edirneye geldi.Derhal idareyi ele alarak Varnaya hareket etti.1442 -1444 yılları arasında Osmanlı Devleti çok kritik günler yaşadı.1444 Varna zaferi ile Omanlı Devleti'nin temelleri tam olarak yerleşmiş oldu.19 yaşında bir sultan 1451 tarihinde babası 2.Murat'ın vefatı üzerine 2.Mehmet ikinci defa tahtına oturdu.Daha önceden saltanat tecrübeleri olduğu gibi babasının yanında seferlere katılmış ve çok iyi bir kumandan olarak yetiştirilmişti."BAYKUŞTAN PERFAMIZ YOK.BİZ ŞAHİNLER SÜRÜSÜYÜZ!"Sultan mehmet devrin en ağır toplarını döktürmüştür.Ozamana kadar ateşli silahların atıştan sonra beklenirdi.Fatih sultan mehmet zeytinyağı döktürerek insanlık tarihinde "Yağla makina soğutmasını"havan topunun balistik hesaplarını yaparak,planını çözerek DİK MERMİ YOLU ilk silahı keşfetmiştir.Hocası büyük Veli,Akşemseddin İstanbul'u fethedeceğini müjdelemiştirYapılan 36 topun yanında Şahi adlı büyük topun gülleleri granitten olup.1200 okka ağırlığında idi gülleler fırlatıldığı zaman 13 mil öteden sesi duyulurdu.Karalar Tükendi, Suya sürdük At..6 Nisan 1453 Cuma günü İstanbul kuşatması başlamasına rağmen... Devamı

02 06 2011

Orhan Gazi

    Orhan Gazi (1281-1362) Osmanlı padişahlarının ikincisi 1281 yılında Söğüt'de doğdu. Babası Osmanlı Devleti ve Hanedanının kurucusu Osman Bey (Gazi) Annesi Şeyh Edebali'nin Kızı Mal Hatundur. 1324 yılında babası Osman bey (Gazi)'nin yerine tahta geçti 1326 yılında Bursa'yı alarak burayı başkent yaptı. Bursa'da ilk Osmanlı sikkesini (Akçesini) yaptırdı. 1329 yılında İznik'i aldı. bunun üzerine şehri kutsal sayan Hıristiyanlar İmparator III. Andronikos komutasında Osmanlıların üzerine yürüdüler Orhan Gazi Pelekanon (Maltepe) savaşında Bizanslı'ları yenilgiye uğratarak ilk büyük meydan savaşını kazandı. 1334 yılında Gemlik'i bir yıl sonra Armutlu'yu 1337 yılında da İzmit'i aldı. 1340 yılında Karasioğulları da Osmanlı üstünlüğünü tanıdılar. 1354 yılında Türk tarihinin en önemli olaylarından biri gerçekleşti ve Osmanlılar Orhan Gazi'nin büyük oğlu Süleyman paşa'nın komutasında Rumeli'ye geçtiler. Fetih ve yerleşme siyaseti bu olaydan sonra başladı. 1347 yılında Osmanlılar Bizanslılar'ın müttefiki olarak Edirne'yi Bulgarlar'dan alan kuvvetlere 6.000 kişiyle katıldılar. III. Yoanis daha sonra aynı Türk birliği ile aynı yılın şubay ayında Bizans'a girerek Paleogolos hanedanına son verdi. 1352 yılında Marmara adası alındı, Üsküdar ele geçirildi. Süleyman Paşa 1354 yılında Ankara'yı işgal etti. Orhan Gazi 81 yaşında öldüğü zaman Osmanlı Devleti 102.000 km'lik bir alana yayılmıştı. Orhan Gazi Osmanlı Padişahları arasında en çok yaşayanıdır. Bursa'da kurduğu medrese, İslam aleminin sayılı kültür merkezlerinden biri olmuştur. Türbesi Bursa'dadır.   ... Devamı

30 05 2011

Vadi's seyl meydan savaşı

    Vadi's seyl meydan savaşı 16. yüzyılda türk ve portekiz donanma ve orduları arasında yapılan büyük bir meydan savaştır. Türklerin kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. 4 Ağastos 1578 yılında Tanca yakınlarındaki Vadi's- Seyl'de yapılan savaşta Türkler'e Tunus Beylerbeyi ve Cezayir Beylerbeyi vekili Ramazan Bey kumanda etmiştir. Portekizliler'e ise Kral Dom Sebastinane kumanda ediyordu. Savaşın sebebi Portekiz Krallılığının Fas'ı sömürgeleri arasına katmak istemeleridir. Faslıların da desteği ile 4 Ağostosta hücuma geçen Türk kuvvetleri Portekiz ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Başlarında kralları ve 20.000 Portekizli savaşta can verdi. Kaçanları da sığındıkları donanmaları ile yok edildiler. Bu savaşın sonunda büyük bir yenilgiye uğrayan Portekiz, İspanya'ya katılmak zorunda kaldı haritadan silindi Fas'da yeniden Osmalılara tabi oldu. Devamı

22 05 2011

Süleyman Paşa

    Süleyman Paşa (1316-1359) Rumeli Fatihi diye anılan Osmanlı Baş Komutanıdır. Orhan Gazi'nin büyük oğlu I. Murat'ın Ağbeyidir. Annesi Nilüfer Hatundur. Süleyman Paşa ilk defa 1349 yılında Bizans'a yardım amacıyla 20.000 kişilik bir Türk ordusunun başında Rumeli'ye geçti. Selanik'i Sırplar'ın elinden kurtardı. 1352 yılında gene aynı amaçla tekrar Rumeli'ye geçen 10.000 kişilik Türk birliğini başında bulunuyordu. Gümülcine'de Sırp ve Bulgar ordularını yenerek bölgeyi Bizans'a verdi. 1354 yılında  Çanakkale Boğazı'nı geçip Gelibolu'ya ayak basarak Rumeli'nin fethine başladı. 1357 fetihlere katılan I. Murat Bey Çorlu ve Lüleburgaz'ı alınca Bizans batıdan da çevrilmiş oldu. Süleyman Paşa taşlık bir yerde avlanırken atından düşüp öldü. Bolayır'a gömüldü. Devamı

21 05 2011

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

    Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Osmanlı Sadrazamlarının en ünlülerindendir. Muşkara köyünde doğdu.Sonradan bu köyü Nevşehir adıyla bir şehir haline getirdi. 1689 yılında İstanbul'a geldi. Zeka ve bilgisiyle yavaş yavaş yükseldi. 1715 Mora ve 1716 Almanya seferine katıldı. III. Ahmet'in büyük kızı ile evlenip Damat unvanını aldı 1718 yılında padişahın ısrarlı tekliflerini kabul edip iktidara geldi. "Lale Devri" diye anılan çağ onun sadrazamlığı ile başlar. İbrahim Paşa 12 yıldan fazla Osmanlı imparatorluğu'nun kaderini elinde tuttu Bariş siyaseti güttü. Maliyeden yetiştiği için devletin mali ve iktisadı gücünü artırmaya çalıştı. Büyük bir imar hamlesine girişti. ilk defa Batı uygarlığına yaklaşma denemelerinde bulundu. Türk şiiri ve müziği en parlak çağını yaşadı. Fakat İran Şahı Nadir Han'ın Osmanlı fetihlerini geri almaya başlaması üzerine muhalifleri ayaklandılar. Patrona Halil önderliğinde başlayan isyan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın 1730 yılında idamı ile hayatına ve III. Ahmet'in tahtan indirilmesine sebep oldu Devamı

21 05 2011

KAPİTÜLASYONLAR

Kapitülasyonlar İlk olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında Venediklilere, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanında Fransızlara tanınan kapitülasyonlar, 1740'ta I. Mahmut zamanında süreklilik kazandı. Daha sonraki yıllarda Avrupa devletlerinin çoğu kapitülasyonlardan  yararlanmaya başladı Özellikle 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Osmanlı Devleti, bağımsız dış ticaret izleme politikasını yitirdi. Avrupalı devletlerin istekleri üzerine, Osmanlı Devleti, gümrük vergisi oranlarını sürekli düşürmeye başladı. Yabancı tüccarlar Osmanlı topraklarında serbestçe ticaret yapabilmekte, Osmanlı tüccarları iç pazarlarda gümrük vergisi öderken, yabancı tüccarlar bu vergiyi ödememekteydiler. Kapitülasyonlar, Osmanlı sanayiinin ve ticaretinin gelişmesini olumsuz yönde etkiledi. Osmanlı Devleti'nin Avrupa'ya bağımlı kalmasına neden oldu. Her alanda ülkenin kalkınmasını engelleyen kapitülasyonlar, 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması ile kaldırıldı. Devamı

09 05 2011

Osmanlı Sağlık Hizmetleri

    Osmanlı Sağlık Hizmetleri   Osmanlı İmparatorluğunda her devirde memleketin her köşesinde pek mühim ve övülmeye layık nice sağlık kuruluşları vücüda  getirmiş ve halkın fukara ve kimsesizlerinden binlerce hastanın sıhhat ve afiyetlerini temin etmek hizmetlerinde bulunmuştur. Husüsiyle II. Abdülhamid Han'ın hizmetleri takdire şayandır. Geniş hududlarına rağmen devletin her köşesine bimarhane, tımarhane, şifahane, veya darüşşifa denilen hastahaneler tesis etmişlerdir. Bunların bazıları şunlardır: 30 Aralık 1889 yılında Gülhane Seririyat Hastahanesi ve Tababet-i Askeriye Tatbikat Mektebi: 1899 yılında Şişli tebelerinde Sultan II. Abdülhamid Han'ın bizzat bütün masraflarının üstlendiği Hamidiye Eftal Hastahane-i Alisi inşa edildi. Kastomonu ve Hüdavendiğar vilayetlerinde hastahaneler ve doktorlar gönderilmiştir. Çiçek hastalığı için Medine-i Münevvere ve Basra gibi uzak mahallere dahi birçok masraflarla "Aşı istihzarhaneleri" açılmış ve Devlet-i Aliyyenin en ücra yerlerine ve en küçük köylerine dahi şehadetnameli ve muvazzaf aşıcılar gönderilerek oradaki vatan evladına meccanen aşılar yapılmış, çocukların doğumumundan altı aya kadar aşılandırılmaları da temin edilmiştir. Kuduz illetine karşı İstanbul'da "Daü'l-kelp Tedavihanesi" Bağtad, Selanik, Şam, Diyarbakır, Erzurum gibi bazı merkezlere ayrıca "da'ü'l-kelb ameliyathaneleri" tesis olunmuştur. Kağıthane menba suları toplanarak İstanbul'un bir çok mahallerinde inşa olunan Hamideye çeşmelerine tevzi edilmiştir. Böylelikle Galata, Beyoğlu, Taksim ve Şişli taraflarında zuhur eden hastalıklara karşı tedbir alınmıştır.   ... Devamı

Ödev Ödev Society Blogs
society blog